emlak

10. sınıf edebiyat kitabı konuları ve özetleri Edebiyat Tarih ilişkisi, Edebiyat tarihi, TÜRK EDEBİYATININ DÖNEMLERE AYRILMASINDAKİ ÖLÇÜTLER, KÜL TİGİN YAZITI, İslami Dönem Türk Edebiyatı, lise 2 edebiyat kitabı konuları ve özet ders anlatımları

Önemli Not: Arkadaşlar Başlık üstündeki (Facebook’ta beğen) Sayfamızı facebookta beğenerek 10. sınıf edebiyat kitabı konuları ve özetleri ile ilgili tüm haberleri anında facebook sayfanızda görebilirsiniz.. Yapmanız gereken tek şey başlık üstündeki (Teknolojiweb.Net facebook’ta) beğen butonuna tıklayarak sayfamızı beğenmek.. Teşekkürler

EDEBİYAT-TARİH İLİŞKİSİ
10. sınıf Edebİyat konuları, 10.sınıf Edebİyat konular, 10 sınıf Edebİyat konuları 10.sınıf edebiyat konuları 10 sınıf edebiyat konuları 10 edebiyat konuları 10,edebiyat konuları 10. sınıf edebiyat konuları edebiyat tarihçisi edebiyat tarihçesiEDEBİYAT TARİHİ
Milletler uzun tarihleri boyunca edebiyatla ilgili sayısız eserlermeydana getirirler. Edebiyat bir milletin hayat damarıdır. Edebiyateserleri olmayan milletler uygarlaşamaz, tarih sahnesinden silinirler.
İşte edebiyat tarihi, bir ulusun yüzyıllarca meydana getirdiği edebîeserleri inceleyerek geçirdiği dönemleri kronolojik bir sıra içindeinceleyen bilim dalıdır.
Edebiyat tarihi, edebî eserlerle o eserleri yaratanları sosyal çevresiile beraber inceler. Böylece geçmiş dönemlerde yaşayan atalarımızınduygu, düşünce ve sanat anlayışları hakkında bize bilgi aktarır. Bukonuda edebiyat tarihçisi Agâh Sırrı Levent, günümüz edebiyattarihçisinin görevini şöyle anlatır: “Bugün gittikçe zenginleşen kültürdünyasında edebiyatın ufku genişlemiş, edebiyat tarihi de ağır görevleryüklenmiştir. Çağdaş edebiyat tarihçisi, şairleri unutulmaktankurtarmak ya da eski zevkleri hikâye etmek için eserini yazmıyor. Sadece bilgi vermeyi de yeterli bulmuyor; incelemek, araştırmak,derinlere inmek, insanlığın gidişini, tarihini yazdığı ulusun dünyaanlayışını kavrayıcı bir genişlikte yansıtmak istiyor. Edebiyat tarihibunu yaptığı oranda görevini yapmış sayılır.”
Bir başka deyişle edebiyat tarihi bir toplumun edebiyatının işlediğiyolu ve geçirdiği dönemleri anlatan, edebiyat hayatını bütün olarakdeğerlendiren bir bilim dalıdır.
Edebiyat tarihi aracılığıyla değişik çağlardaki kültür birikimimizi tanırız.
Toplumların düşünce yapılarını, dünya görüşlerini öğreniriz. Bütün bubilgiler bir edebiyat eserinin değerlendirilmesinde bize yol gösterir.
Ülkemizde Batılı anlamda edebiyat tarihi çalışmaları Tanzimat dönemindebaşlar. Bu alandaki ilk kapsamlı çalışma Fuad Köprülü’nün 1928 yılındayayımladığı Edebiyat Tarihi adlı eserdir. Ayrıca Ahmet Hamdi Tanpınar,Agâh Sırrı Levent, Nihat Sami Banarlı, Mustafa Nihat Özön, Vasfi MahirKocatürk, Ahmet Oktay, Şükran Kurdakul, İnci Enginun bu konuda önemliaraştırmalar yapmışlardır.
Tarihin geçmiş dönemlerdeki olayları, savaşları, uygarlıkları belgeleredayanarak, yer ve zaman göstererek inceleyen bilim dalı olduğunubiliyorsunuz. Edebiyat tarihi de geçmiş dönemlerde yazılmış eserleriinceler, sonuçlar çıkarır. Ancak tarihin incelediği olay sona ermiştir.Edebiyat tarihinin incelediği eserin etkisi sanatın çağlara meydanokuyan gücü ile hâlâ sürmektedir.
Bir başka deyişle edebiyat tarihi ulusumuzun başlangıcından günümüzekadar üretilen edebî eserleri tarihsel gelişim çizgisi içerisindeincelerken o dönemin kültür ve sanat anlayışına bağlı kalır. Kişiselzevk ve heyecanını bir ölçüt olarak ele almaz. Örnek vermek gerekirseAbdülhak Şinasi Hisar’in “Fahim Bey ve Biz” adlı romanının kahramanıFahim Bey’i incelerken Cumhuriyet döneminin sanat anlayışı her zamangöz önünde bulundurulması gerekir.

TÜRK EDEBİYATI TARİHİ NASIL HAZIRLANABİLİR?
Edebiyat tarihi bir bakıma hem bilimdir hem de sanatla ilgilidir.Bilimdir, çünkü edebiyat ve tarih belgelerini toplayıp değerlendirerekonlardan özgün bir sentez meydana getirir. Sanatla ilgilidir, çünküedebiyat metinleri üzerinde çalışır. Ancak bilim olarak pozitifbilimler gibi gözleme ve deneye dayanmaz. Öğretici bir nitelik taşıdığıiçin de sanat eseri değildir.

Edebiyat tarihinin görevlerinden biri, edebiyat türlerinin gelişiminigöstermektir. Bundan ötürüdür ki çeşitli türlerin doğuşunu, hangietkenlerle nasıl geliştiğini, bu gelişmelerin nasıl bir yol izlediğini,dil ve teknikteki özelliğini belirtmek edebiyat tarihinde başlıca eksenolmalıdır.
Edebiyat tarihi çok geniş bir alanı kapsar. Yalnız edebiyat çerçevesiiçinde kalan bir edebiyat tarihçisinin çalışmaları kısır kalmayamahkûmdur. Tarih, filoloji, felsefe, bibliyografya, güzel sanatlarınbütün dalları, onun ilgi alanı içindedir. Gerçi edebiyat tarihi, birkültür tarihi değildir. Ama, uygarlık tarihinin bir parçası olduğunagöre, edebiyat tarihçisi bunların hiçbirinden uzak kalamaz. Çerçeveyiaşmadan, orantıyı bozmadan bunların hepsinden yararlanacaktır.
Agâh Sırrı LEVENT

ÖLÇME DEĞERLENDİRME
• Edebiyat tarihinin uygarlık tarihi içindeki yerini açıklayınız.
• Edebî dönemleri, eserleri ve sanatçıların tarih içindeki yerini öğrenebilmek için neler yaparız?
• Edebiyat tarihi hangi konuları inceler?
• Edebî eserlerdeki yapı ve temalar, tarih içinde nasıl gelişir?
• Edebî eserlerin yazıldıkları dönemi yansıtan bir tarihî belge özelliği taşıdıklarını gösteren bir örnek söyleyiniz.

TÜRK EDEBİYATININ DÖNEMLERE AYRILMASINDAKİ ÖLÇÜTLER

Ala gözlerini sevdiğim dilber
Şu gelip geçtiğin yollar öğünsün
Kadir Mevlâm seni öğmüş yaratmış
Kısmeti olduğun kullar öğünsün

Huri melek var mı senin soyunda
Ahu zarım kaldı uzun boyunda
Kadir gecesinde bayram ayında
Üstüne gölge olan dallar öğünsün
Karacaoğlan

Gazel
Severiz gördüğümüz âfeti dilber diyerek
Başlarız nâle vü feryâda sitemgar diyerek
Nailî

Ne güzel geçti bütün yaz,
Geceler küçük bahçede…
Sen zambaklar kadar beyaz
V e ürkek bir düflüncede,
Sanki mehtaplı gecede,
Hülyan, eflişi açılmaz
Bir saray olmuştu bize,
Hapsolmuş gibiydim bense,
Bir çözülmez bilmecede.
Ne güzel geçti bütün yaz,
Geceler küçük bahçede
Ahmet Hamdi TANPINAR

Biri halk şiirinin unutulmaz ustası, diğeri kusursuz gazelleri iledivan şiirinin en seçkin şairlerinden, sonuncusu da Cumhuriyetdöneminin en özgün yazarlarından üç şiir örneğinde de şairlersevdiklerini dile getiriyorlar. Okuduğumuz üç örnekten de farklı tatlaralıyoruz.
Şiirlere bir kez de sesli olarak okur musunuz?Karacaoğlan, 17. yüzyıldaToroslarda Türkmen aşiretleri arasında yaşamış ünlü bir halkşairimizdir. Halk şiirimizde şiirler dörtlük nazım birimiyle sazla vehece ölçüsüyle söylenirdi. Sözler son derece anlaşılır ve yalındı.Karacaoğlan’ın şiirlerini, okuduğumuzda saydığımız bu özelliklerigörüyoruz.
Zarif ve ahenkli şiirleriyle ünlenmiş Nailî , İstanbul doğumlu önemlibir divan şairidir. Şiirlerini aruz ölçüsüyle kaleme almıştır.
Cumhuriyet dönemini yansıtan şairimiz Ahmet Hamdi Tanpınar ise belirlibir nazım birimine uymayan serbest biçimde duygularını dile getirmişşiirinde.

Türk dilinin günümüze kalan en eski ve değerli belgeleri 720-735yıllarında yazılan “Orhun Abideleri” adıyla da bilinen “GöktürkYazıtları”dır.

KÜL TİGİN YAZITI
“Ondan sonra küçük kardeşler kağan olmuş. Küçük kardeş ağabeyi gibiyaratılmadığından, oğlu babası gibi yaratılmadığından, bilgisizkağanlar tahta oturmuş, kötü kağanlar tahta oturmuş. Buyrukları da yinebilgisiz, kötü imiş.
Çin hududuna asil erkek çocuğun köle oldu, temiz kız çocuğun cariyeoldu. Türk beyleri Türk adını bıraktı. Çin beylerinin Çince adlarınıalarak Çin kağanına tabi oldular, elli yıl işlerini güçlerini onaverdiler. Türk avam halkı şöyle demiş: “İlli budundum, ilim şimdi hani?Kime il kazanacağım? Kağanlı budundum, kağanım hani? Hangi kağana işimigücümü vereceğim?” dermiş. Böyle deyip Çin kağanına düşman olmuş.”

Günümüze kalan bu en eski belgeler üzerinde yapılan araştırmalar, Türk dilinin eski ve zengin bir dil olduğunu göstermektedir.

Türkler, Orta Asya’nın kuzeybatısında tarih sahnesine çıktılar. AralGölü ile Hazar Denizi’nin arasındaki ana yurtlarında kendilerine özgübir hayat ve kültür oluşturdular. Daha sonra bütün Orta Asya’yayayılarak büyük devletler kurdular. Coğrafi çevrede meydana gelenkuraklık gibi nedenler büyük Türk topluluklarını göç etmeye zorladı.Özellikle Batı’ya yönelen Türkler oldukça geniş bir coğrafyayayayıldılar.
Türk dili geniş bir coğrafyaya yayılırken bazı değişiklikler degeçirdi. Ses, yapı ve söz dizimi açısından farklılık gösteren çeşitlilehçelere ayrıldı. Böylece Türk edebiyatı da Türk dilinin gelişmesineparalel olarak gelişip zenginleşti.
Göçler sonucu yeni yerleşim yerlerinde yeni kültürlerle karşılaşıldı. Bu da Türk kültürünün farklılaşmasına neden oldu.
Uygurlara gelinceye kadar Türk kültürü yabancı etkilerden uzak, kendineözgü bir çizgide büyüyüp gelişmişti. Neredeyse bütün edebî eserlerde,Türk kavimlerinin yaşayışları, âdetleri, ortak duyguları ifadeedilmiştir. Destanlara, savlara baktığımızda eski Türk insanınıninanışlarını, hayata ve dünyaya bakış tarzını buluruz.
Uygurlar döneminde ise Budizm ve Manihaizm dinlerinin etkisi varsa da millilik büyük ölçüde korunmuştur.
İslamiyet’in kabulüyle birlikte Türk kültürü de İslam kültür veuygarlığının etkisi altına girdi. İslamiyet’in kuralları toplumun bütünkurumlarının ve insanlarının yaşam biçimlerinin farklılaşmasınısağladı. İslam kültürü sadece toplum yaşamını değil, Türk dilini veedebiyatını derinden etkiledi. Türk diline Arapça ve Farsçadan alınançok sayıda, sözcük girdi. Arap ve İran edebiyatları örnek alındı.
Kültür farklılaşması, Tanzimat döneminde Batı’ya yönelmekle birliktedeğişik bir boyut kazandı. Sonuçta toplum yapısı da ve Türk kültüründedeğişimler başladı. Bu değişimler edebiyatın da yenileşmesine yol açtı.
Türkler, İslamiyet’i benimsemekle yetinmemişler, İslam kültürünün yayılmasında da büyük rol üstlenmişlerdir.
Benimsedikleri yeni dinlere bağlı olarak Türkler kullandıklarıalfabeleri de değiştirdiler. Budizm ve Manihaizmin kabullenildiğiUygurlar döneminde Göktürk alfabesi terk edilerek Uygur alfabesikullanılmaya başlanıldı.
İslamiyet’in kabulünden sonra da Arap alfabesi temel alınarak yeni bir alfabe benimsendi.
Cumhuriyet döneminde ise Latin alfabesi örnek alınarak yeni Türk alfabesine geçildi.

Yaşama, dünyaya bakış tarzı ile edebiyat ve sanat arasında her dönemçok kuvvetli ilişkiler vardır. Okuduğumuz kitaplar, izlediğimizoyunlar, filmler kısaca sanat ve edebiyat bizim yaşama tarzımızı dabelirler çoğu zaman.
Tarih içinde Türk toplumunun farklı coğrafyalarda karşılaştığı farklıkültür ve uygarlıklar, edebiyat ile düşünce dünyamızı derindenetkilemiştir. Bu nedenle Türk edebiyatını çeşitli dönemlere ayırarakincelemek gerekir.

Tarihi gelişimi içinde edebiyatımızı üç ana döneme ayırabiliriz:
A. İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı
Orta Asya coğrafyasında başlangıcı kesin tarihlerle belirlenemeyen velO.yüzyıla kadar süren dönemdir. Bu dönem edebiyatı iki koldangelişmiştir:
1. Sözlü edebiyat: Sözlü olarak yayılan ürünlerin oluşturduğu edebiyattır. Çeşitli Türk boylarında şaman, baksı, kam, oyun adı verilen sanatçılar tarafından kopuz eşliğinde söylenen koşuklar, ölen bir kişinin ardından söylenen ağıtlar, destanlar, atasözleri vb. sözlü edebiyatın ürünleri arasındadır.
2. Yazılı edebiyat: Yazıya aktarılan ürünlerin oluşturduğu edebiyattır. Edebî değer taşıyan ilk yazılı metinler 8. yüzyılda oluşturulan Göktürklere ait Göktürk Yazıtları’dır.

B. İslami Dönem Türk Edebiyatı
10. yüzyılın ikinci yarısından 9. yüzyılın başlarına kadar devam edenbu dönemde edebî eserlerde İslam dininin etkisi görülür. İslami DönemTürk Edebiyatı iki koldan gelişme göstermiştir:
1.Klasik Türk Edebiyatı
2.Halk Edebiyatı
a. Anonim halk edebiyatı
b. Dinî – Tasavvufi halk edebiyatı
c. Âşık tarzı halk edebiyatı
3. Batı Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı
19. yüzyılın ortalarından itibaren siyasi bir hareket olan Tanzimat’ınilanıyla başlayan ve günümüze kadar etkisi süren bir dönemdir.
Batı uygarlığının etkisinde gelişen Türk edebiyatını altı bölümde inceliyoruz:
1.Tanzimat Edebiyatı
2.Edebiyat-ı Cedide (Servet-i Fünûn Edebiyatı)
3.Fecr-i Âtî Edebiyatı
4.Millî Edebiyat
5.Millî Mücadele Dönemi Edebiyatı
6.Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı:
a. 1940 yılına kadar süren Türk Edebiyatı
b. Son dönem Türk Edebiyatı.

ÖZET
Edebiyat, düşünce, duygu, olay ve durumları güzel, etkili biçimde anlatan bir söz sanatıdır.
Güzel sanatların bir kolu olan edebiyatın anlatım aracı dildir.
Okuyanların duygu, düşünce ve hayal dünyalarını geliştiripzenginleştiren eserlere edebî eser diyoruz. Edebî eserler aracılığıylakendimizi ve başka insanları tanır; duygu ve düşüncelerimize yönveririz.
Dille birlikte gelişip zenginleşen edebiyat ait olduğu toplumun birçeşit kültür varlığı aynasıdır. Bu nedenle bir toplumun insanlarıyaşayışını kültürel zenginliğini edebiyat eserlerinde bulabiliriz herzaman.
Edebiyat eserlerini tarih sırasına göre inceleyip geçirdiği dönemlerigösteren bilim dalına edebiyat tarihi denir. Edebiyat tarihi sadeceedebî eserlerin ve onları üretenlerin tarihi değil, bir ulusun kültürve uygarlık tarihinin de vazgeçilmez, en önemli koludur.
Bir ulusun edebiyatı ile uygarlık tarihi birbirini izler. Çünküedebiyatla toplumsal olaylar birbirinden ayrılmaz. Edebiyataraştırmalarında tarih felsefe, psikoloji, sosyoloji, sanat tarihi gibibilim dallarından yararlanılır.
Türk edebiyatında geçmiş çağlardan günümüze değin ortaya konulaneserler İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı, İslamî Dönem Türk Edebiyatı veBatı Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı olmak üzere üç ana başlık altında incelenir.

Kaynak: www.englishpage.blogcu.com

YORUM KÖŞESİ






− dört = 2