Teknoloji Haberleri

www.teknolojiweb.net

2007,Aralık ayına ait yazılar

Honda Inspire Modulo Konsept

Inspire Modulo Konsept elden geçirilmiş ızgara, ön ve arka görünümündeki yeniliklerle geliyor. İç döşemesi turuncu ve siyah deriden, ayrıca alüminyum çizgilerle süslenmiş. Bu araca hem lüks bir hava hem de spor bir görünüm katmış. Dört kişi için ayrı ses sistemleri bulunurken, koltukların başlık arkalarında LCD ekran yer alıyor.
Kaynak: teknomag.com


Yorum Bırakın

Wi-Fi Nedir?

Henüz duymadıysanız yakında kesin bir örneği ile karşılaşacağınız bir teknoloji bu wi-fi. Wireless fidelity kelimelerinin ilk iki harfinin kullanılarak ortaya çıkartılmış bir kısaltma wi-fi. Basitçe kablosuz network demek, ama dahası da var tabi.
İnternete herhangi bir kablolu bağlantınız olmadan otel odasında yataktan, odanızdaki koltuktan, seminer salonunda bulunduğunuz yerden kablosuz internete erişmenizi sağlıyor.
Wi-Fi niteliğine sahip bilgisayar parçalarıyla bu tür bir network kurmak ve kullanmak mümkün. Evde işyerinde, okul kampuslerinde, havaalanlarında kafeteryalarda, ve diğer halka açık alanlarda kullanılabilecek bir sistem.
Wi-Fi IEEE 802.11g,802.11b yada 802.11a diye bilinen telsiz teknolojilerini kullanıyor. Bu firekansları kullanmak için herhangi bir lisans alınması da gerekmiyor. Hele bazı cihazlar her iki standardı da destekliyorlar ki bu da evde yada işyerinde kullanılabilecek kablosuz bir ağın müjdecisi.
WIRELESS (KABLOSUZ) LAN STANDARTLARI

IEEE 802.11b

802.11b standardı, 2.4GHz ISM bandında gerçekleşen işlemler için tanımlanmış bir standarttır. DSSS modülasyonu kullanan RF kanalları sayesinde yüksek hızlarda daha uzak noktalara veri iletimine olanak sağlar. Bu standart IEEE’nin 802.11 orjinal standardından 5 kat daha fazla veri hızına ulaşarak saniyede 11 Mbit verinin iletilmesini mümkün kılar.
802.11b genellikle ofis ortamları, hastaneler, depolar ve fabrikalar gibi ortamlarda kullanılmaya oldukça uygundur. Özellikle konferans salonları, çalışma alanları ve kablo çekmenin tehlikeli olduğu noktalarda ağ bağlantısı sağlanması için uygun bir teknolojidir. Kısaca 802.11b, WLAN’lar mobilitenin gerekli olduğu ve orta hızlı ağ bağlantılarına ihtiyaç duyulan alanlarda kullanılır. 801.11 standartlarının diğer önemli özelliği de açık standart olmalarıdır.

IEEE 802.11g

802.11g standardı temel olarak 802.11b standardının bir uzantısıdır. Bu standart ile birlikte veri iletim hızı 2 kat artarak saniyede 22Mbit’e ulaşmaktadır. Böylelikle video uygulamaları da dahil olmak üzere, bir çok multimedya uygulaması desteklenebilir hale gelmektedir. Bu standardın 802.11b ile uyum konusunda belli noktalarda yetersiz kalmasından dolayı henüz çok fazla uygulaması ve destekleyen ürünler görülmemektedir. Bu standardın kullanıma girmesiyle birlikte erişim noktalarında ve alıcılarda belli fiziksel değişikliklerin gerçekleştirilmesi gerekecektir.

IEEE 802.11a

802.11a standardı, 802.11b standardının hızlı ethernet karşılığıdır. Bu standartla birlikte veri iletim hızı 802.11b’ye göre 5 kat daha arttırılarak saniyede 54Mbit’e çıkarılmaktadır.
802.11b’ye benzer olarak bu standardın kullanım bulacağı alanlar, yüksek veri hızlarını gerektiren verilerin ve içeriğin iletilmesi gereken durumlardır. Her ne kadar 802.11a’nın hizmet kalitesine yönelik özellikleri henüz belirlenmemiş olsada, sağladığı çok yüksek veri hızı doğru alanlarda kullanıldığında belli sonuçlar verebilir. Bu teknolojinin kullanılmasından en fazla yararlanabilecek üç kilit uygulama; erişim noktaları arasındaki kablosuz omurgalar, yüksek veri iletim hızına ihtiyaç duyan kurumsal kullanıcılar ve video dağılım sistemleridir.
802.11a’da yüksek frekanslar (5GHz) kullanılmasından dolayı kayıplar artmakta ve 802.11b’ye göre aynı mesafeye erişebilmek için daha fazla güç gerekmektedir

Wi-Fi (802.11b) aşağıdaki kullanımlar için daha uygundur:

Yüksek band genişliği (>2MB) gerektiren LAN uygulamaları
Daha geniş kapsama alanı gerektiren uygulamalar
Güvenlilirlik gerektiren uygulamalar
Mevcut ekipmandan faydalanmak
Dosya eklemeli e-mail alma-gönderme
Web Tarama
Dosya Paylaşımı

Bluetooth nedir?

Bluetooth, kablosuz kısa-mesafeli, ses ve veri haberleşmesini sağlamak için oluşturulmuş ve standard çalışmaları hala devam eden bir sisteme verilen addır. Bugün pek çok insanın kullandığı televizyonların uzaktan kumandası, aslında Bluetooth’un atası sayılabilir. Ancak aradaki en büyük fark, şu an kullanılmakta olan uzaktan kumandalar (TV vb.), IrDA (infra Red Data Association), kızıl ötesi ışık ile veri iletişimini sağlamaktadır. Bluetooth’da ise 2.4 GHz’de radyo dalgaları kullanılmaktadır, dolayısıyla IrDA gibi doğrudan görüş hattı gerektirmemenin üstünlüğünü sunmaktadır.

Bluetooth’un kullanım alanı:

Bluetooth’un kullanım alanı olabildiğince geniştir. Kısa-mesafeli haberleşmede hayal edilebilecek pek çok şeye alt yapı sağlayabilmektedir. Bir kaç örnek vermek gerekirse:
-Bilgisayarınızın, yazıcınızın, farenizin kablolarını atabilir, tümüyle kablosuz bağlatıya geçebilirsiniz,
-Bluetooth ile donatılmış cep telefonunuzu çantanızda taşırken, kulağınıza takılı olan kulaklık-mikrofon ile telefon konuşmanızı yapabilirsiniz,
-Arabanızla yolculuk ederken arabanızda bir sorun olduğunda Bluetooth’lu arabanız ve cep telefonunuz aracılığı ile arabanızın tüm diyagnostik bilgilerini servise aktarabilir, hatta servisin aynı altyapı üzerinde arabanıza müdahale etmesini sağlayabilirsiniz,
-Amerika’da, tümüyle Bluetooth altyapısına geçmiş olan “Holiday Inn Hotel”in lobisinde otururken, cebinizden Bluetooth’lu “e-mail kalem”inizi çıkarıp bir kağıdın üzerine istediklerinizi yazip “Gönder” tuşuna basarak e-postanızı gönderebilirsiniz.
-Bluetooth’lu arabanızla Boğaz Köprüsünden veya herhangi bir otoyol gişesinden beklemeden geçiş yaparken arabanız gişe ile haberleşip kredi kartınızdan gerekli ödemeyi otomatik olarak yapabilir. Aynı araçla, aynı işlemi Avrupa gezisine çıktığınızda da yapabilirsiniz.

Bluetooth ve WİFİ arasındaki fark?

Bu iki teknolojiyi birbirine rakip olarak düşünüp karşılaştırmak bir hata olur. Bluetooth ve Wi-Fi teknolojileri farklı cihazlar üzerinde farklı işlevler amaçlanarak tasarlanmıştır. Bu iki teknolojinin aynı uygulamalar için rakip olmadığını anlamak için herbirinin özel olan parametrelerini incelemek gereklidir.

Wi-Fi (802.11b) Bluetooth
Tasarım Mantığı Hızlı ve Ethernet Uyumlu Ucuz, Küçük, Düşük Enerjili
Güç İhtiyacı Yüksek. Telefon veya PDA cihazlarındaki batarya için fazla bir enerji gereksinimi. Düşük. Telefon veya PDA cihazlarında etkili bir şekilde çalışır.
Alıcı Ölçüleri Şimdilik PCMCIA kartı büyüklüğünde. 2.5 cm X 2.5 cm
Her bir alıcı çip’in maliyeti Şimdilik yaklaşık olarak $90 ve düşmeye devam ediyor. $10’ın altında ve düşmeye devam ediyor.
Kapsama Alanı 250m-1Km arası, bölge koşullarına bağlı. 25m’den küçük bir alan
Data Çıkış Gücü 2 ile 11MB arasında (çok yakında 56MB) 1.2MB

Deteylı bilgi için aşağıdaki linklerden yararlanabilirsiniz.

http://www.tomshardware.com.tr
http://www.bluetoothturkey.com
http://www.simet.com.tr
http://www.3com.com

Yorum Bırakın

Wins Kurulumu

WINS (Windows Internet Name Service), ağınızdaki bilgisayar ve grupların NetBIOS adlarının dinamik eşleştirmelerini kaydetmek ve sorgulamak için dağıtılmış bir veritabanı sağlar. NetBIOS adlarını IP adresleriyle eşleştiren WINS, yönlendirilmiş ortamlarda NetBIOS ad çözümlemesi sırasında ortaya çıkan sorunları çözmek amacıyla tasarlanmıştır. TCP/IP üzerinde NetBIOS kullanan yönlendirilmiş ağlardaki NetBIOS ad çözümlemesinde en iyi seçim WINS‘dir.
NetBIOS adları, Microsoft Windows işletim sistemlerinin Windows 2000 ailesi öncesi sürümlerinde, ağda kullanılabilmeleri için adlarının kaydedilmesi veya çözümlenmesi gereken bilgisayarları ve diğer paylaşılan veya gruplandırılan kaynakları tanımlamak ve bulmak için kullanılırdı.
Microsoft işletim sistemlerinin önceki sürümlerinde ağ hizmetlerinin sağlanabilmesi için NetBIOS adlarının kullanılması zorunludur. NetBIOS adlandırma protokolü TCP/IP dışındaki ağ protokolleriyle kullanılabilse de, WINS özellikle TCP/IP üzerinden NetBIOS desteği sağlamak için tasarlanmıştır.
WINS hizmeti, NetBIOS ad çözümlemesinde yerel IP yayınlarının kullanımını azaltır ve kullanıcıların uzak ağlardaki sistemleri kolayca bulmalarını sağlar. İstemcilerin her başlatılıp ağa katılışında WINS kayıtları otomatik olarak yapıldığından, dinamik adres yapılandırması değiştiğinde WINS veritabanı otomatik olarak güncelleştirilir. Örneğin, DHCP sunucusu WINS kullanan istemci bilgisayara yeni veya değiştirilmiş bir IP adresi verdiğinde, istemciye ilişkin WINS bilgileri güncelleştirilir. Bunun için kullanıcının veya ağ yöneticisinin elle değişiklik yapmasına gerek yoktur.
WINS sunucusu ad kaydı isteklerini WINS istemcilerinden alır, adlarını ve IP adreslerini kaydeder ve sunucu veritabanında listelenmişse sorgulanan adın IP adresini göndererek, istemcilerden iletilen NetBIOS ad sorgularını yanıtlar.
1. WINS Bileşenleri
WINS iki ana bileşenden oluşur: WINS sunucusu ve WINS istemcileri.

 (Şekil 1)

WINS Kurulumu

Şekil 1

WINS Server : Ad kaydı isteklerini WINS istemcilerinden alır, adlarını ve IP adreslerini kaydeder ve sunucu veritabanında listelenmişse sorgulanan adın IP adresini göndererek, istemcilerden iletilen NetBIOS ad sorgularını yanıtlar.
WINS Client : Başlatıldıklarında veya ağa katıldıklarında, adlarını bir WINS sunucusuna kaydettirmeyi dener. İstemciler, daha sonra gerektikçe uzak adları çözmek için WINS sunucusunu sorgular.
WINS yetenekli istemciler, bir WINS sunucusunu doğrudan kullanabilecek biçimde yapılandırılabilen bilgisayarlardır. Çoğu WINS istemcisinin, genellikle, ağda kullanmak üzere kaydettirmeleri gereken birden çok NetBIOS adı vardır. Bu adlar, her bilgisayarın ağdaki diğer bilgisayarlarla iletişim kurmak için çeşitli biçimlerde kullanabileceği Messenger veya İş İstasyonu hizmeti gibi çeşitli türde ağ hizmetlerini yayınlamak için kullanılır.
2. WINS Kurulum
1.
WINS kurulum için önce Control Panel’den Add or Remove Programs ikonuna çift tıklatın ve açılan pencerede Add/Remove Windows Components butonuna tıklatın. Karşınıza Windows Components Wizard gelecektir.

(Şekil 2)

WINS Kurulumu

Şekil 2

2. Karşınıza çıkan listeden Networking Services başlığını seçip Details butonuna tıklatın ve karşınıza Networking Services alt menüsü gelecektir. Listeden Windows Internet Name Services (WINS) seçeneğini işaretleyip OK butonuna tıklatın. (Şekil 3)

WINS Kurulumu

Şekil 3

3. Windows Components Wizard ekranına geri döndüğünüzde Networking Services başlığı işaretlenmiş olacaktır. Bu ekranda Next butonuna tıklatıp kurulumu başlatabilirsiniz. (Şekil 4)

WINS Kurulumu

Şekil 4

4. Kurulum esnasında, Windows Components Wizard WINS Sunucu kurulum dosyalarını kopyalayabilmek için Windows Server 2003 etiketli CD’yi isteyecektir. Bu ekranla karşılaştığınız zaman Windows Server 2003 kurulum CD’sini sürücünüze yerleştirip OK butonuna tıklatınız. Eğer gereken dosyalar sabit diskinizde veya network üzerinde başka bir noktada var ise Windows Components Wizard’a bu dosyaların nerde olduğunu belirtmeniz gerekmektedir. (Şekil 5)

WINS Kurulumu

Şekil 5

5. Gerekli dosyalar kopyalandıktan sonra WINS Sunucu kurulumu tamamlanacaktır. Kurulum bittikten sonra Services konsolundan Windows Internet Name Services (WINS) isimli servisin Started durumunda olduğunu doğrulayabilirsiniz. (Şekil 6)

WINS Kurulumu Şekil 6

3. WINS Server Yönetimi
WINS Server’ın yönetimi için, Administrative Tools menüsüne “WINS” isimli bir yönetim konsolu eklenir. (Şekil 7)

WINS Kurulumu Şekil 7

Mevcut kayıtların Görüntülenmesi
WINS ser’daki NetBIOS ismi-IP adresi eşeleştirme kayıtlarını görmek için:
1. WINS konsolunda “Active Registrations” klasörüne sağ tıklayıp “Display Records” komutunu veriyoruz.
2. Açılan iletişim kutusunda “Find Now” düğmesine basıyoruz. (Şekil 8)

WINS Kurulumu

Şekil 8

3. Kayıtları WINS konsolunun sağ kısmında görebiliriz.
Static Mapping
WINS yetenekli client’lar kendi NetBIOS isimlerini ve IP adreslerini otomatik olarak Server’a girebilirler. WINS yetenekli olmayan bilgisayarlar için kaydın, yönetici tarafından girilmesi gerekir.
Static mapping yapmak için:
1.Active Registrations” klasörüne sağ tıklayıp “New Static Mapping” komutunu veriyoruz.
2. Açılan iletişim kutusuna, (Şekil 9) kaydını girmak istediğimiz bilgisayarın adını ve IP adresini yazıp “OK” düğmesine basıyoruz.

WINS Kurulumu

Şekil 9

WINS Client Yapılandırması
Networkte WINS server kullanması gerek Windows bilgisayarlarda, TCP/IP özelliklerinin yapılandırılması gerekir. Bu yapılandırma, DHCP seçenekleri ile otomatik olarak ya da yönetici tarafından manuel olarak yapılabilir.
WINS client’ını manuel olarak ayarlamak için:
1. TCP/IP protokolü özelliklerinde “Advanced” düğmesine basıyoruz.
2. Açılan iletişim kutusunda “WINS” sekmesine gelip “Add” düğmesine basıyoruz. (Şekil 10)

WINS Kurulumu

Şekil 10

3. Açılan küçük “TCP/IP WINS Server” iletişim kutusuna WINS server’ın IP adresini yazıp “Add” düğmesine basıyoruz. (Şekil 10).
4. Üç kez “OK” düğmesine basıp TCP/IP özelliklerini kapatıyoruz.

Özgür ŞENERDOĞAN

http://www.olympos.org/article/view/2165/wins_kurulumu

Yorum Bırakın

group POLICY

 1. Policy Nedir?
Günümüzde bilgisayarlar ev yada iş ortamlarında çok yaygın olarak kullanılmaktadır. Özellikle internet’in çok geniş kullanımı da göz önüne alındığında bilgisayarların ihtiyaç duyduğu güvenlik göz ardı edilemeyecek bir hal alır. Tabi ki bu söz konusu ettiğimiz güvenlik seviyesi, kurumlar, networkler ve bilgisayarın hangi işlevde kullanılıyor olduğuna bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Örnek olarak 10 bilgisayardan oluşmuş ve sadece günlük yazışmalar için kullanılan bir network ile, belki binlerce bilgisayardan oluşmuş, bankacılık alanında hizmet veren bir network’un ihtiyaç duyduğu güvenlik seviyesi aynı değildir. İşte bu değişik seviyelerde ki güvenlik ihtiyaçlarını policy‘ler ayarlamaktadır.
Policy‘ler, güvenliğin yanı sıra kullanıcıların ihtiyaç duyduğu çalışma ortamlarının yaratılması, kullanıcılara belli bazı hakların verilmesi veya kısıtlanması, kullanıcıların ihtiyaç duyduğu programların kurulması gibi manuel yapıldıklarında çok zaman harcayacak işlemlerin merkezi bir yerden otomatik yapılmasına izin veren yönetimsel araçlar olarak tarif edilebilir.
Policy‘nin çalışması obje tabanlıdır. Tıpkı Microsoft Word’ün bilgiyi .DOC uzantılı dosyada saklaması gibi, policy ile uygulanmasını istediğimiz ayarlar ve kurallar Group Policy Object (GPO) dediğimiz dosyalarda saklanır. Bu bahsettiğimiz kuralların belirlenmesi ve yaratılması için Group Policy Editör!ü kullanırız. Yarattığımız GPO (Group Policy Object) bilgisayar tarafından okunur ve belirtilen ayarlar makine tarafından işlenerek gereken ayarlamalar yapılır.
Genel olarak iki tür policy’nin varlığından söz edebiliriz. Bunlardan ilki tek bir bilgisayar için düzenlenen ve bilgisayarda yerel olarak bulunan policy’dir. İkinci tür policy domain ortamında merkezi bir yerden (Domain Controller) ayarlanıp birden fazla bilgisayar için düzenleme yapan policy’dir. Bir bilgisayara local (yerel) ve domain policyleri aynı anda uygulanabilir. Ama her zaman domain grup policy yerel policy’e göre üstünlük sağlar. Bu konuya daha sonra tekrar döneceğiz. Şimdi local (yerel) Policy’lerin nasıl çalıştığından ve nasıl düzenlendiğinden bahsedelim

2. Policy Türleri
Genel olarak iki tür policy’nin olduğu söylenebilir. Local policyler ve domain ortamında bir den çok bilgisayara aynı anda uyugulanabilen Group Policy. Uygulanma yöntemi ve hazırlanışı farklı olsa da her iki policy türünün amacı aynıdır. Bilgisayarda security, temel bazı kullanıcı hakları gibi konularda düzenlemeler yapmak. Local policyleri hazırlamak ve uygulamak için Local Group policy, Security Configuration and Analysis gibi araçlar kullanılırken, domain policy’de Active Directory ve Domain Group Policy kullanılır.

3. Uygulanma Sırası
Policy’lerin uygulanmasının belli bir sırası vardır. Bu sıranın anlaşılması için öncelikle Group Policy Container’in ne olduğunu açıklamamız gerekir. Group Policy Container (GPC) bir policy’nin uygulandığı yerdir. Bu yer Site, Domain ya da Organizational Unit (OU) olabilir. İşte Group Policy’nin uygulanabildiği bu noktalara GPC yani Group Policy container denir. Bir de domain’den bağımsız olarak her bir bilgisayara uygulanabilen policy vardır ki biz buna Local Policy adını veriyoruz. Kendisine local policy uygulanmış bir bilgisayar aynı zamanda bir Domaine üye olabilir. Üye olduğu domainde içinde bulunduğu container’a göre sırasıyla site, domain, sonrasında OU ve en nihayetinde local policy’lerden etkilenebilir. Farklı policylerin uygulanma sırası sayesinde çıkabilecek karmaşa bir nebze olsun önlenmeye çalışılmıştır. Buna göre her seviyede uygulanmış Policy’nin belli bir sırası vardır. İlk olarak uygulanan policy bilgisayarın local policy’sidir. Daha sonra sırasıyla Site, sonra Domain ve en nihayetinde OU seviyesinde uygulanmış olan policy uygulanır ve her zaman en son uygulanmış olan policy’nin kuralları geçerli kalır. Şayet değişik seviyelerde uygulanmış olan policyler arasında çakışma yoksa yukarıdan aşağıya olmak kaydıyle bütün policyler geçerli olurlar.
1. Local policy
2. Site seviyesinde uygulanmış Group policy
3. Domain seviyesinde uygulanmış Group policy
4. OU seviyesinde uygulanmış Group policy

4. Windows Üzerindeki Genel Policy Ayarları
Local Policy (Yerel Policy)
Bir domaine üye olsun olmasın, bir bilgisayarın güvenlik ihtiyacını yada belli bazı yerel hakların tanımlanması için local policy’den faydalanırız. Local policy’nin ayarlanmasını ya GPO (Group Policy Object), yada Template (şablon)leri kullanarak yapabiliriz. Template önceden hazırlanmış değişik seviyelerdeki policy şablonları olarak ifade edilebilir.
Localde kullanılmak üzere Group Policy’i yaratmak için yine MMC consolundan ulaştığımız Group Policy Object Editor’ü kullanırız. Şimdi bu snap-in’i biraz yakından tanıyalım. Group Policy Objec Editor’u açmak için:
1. Start / Run menusünden MMC yazıp Enter tuşuna basarız.
2. Açılan boş yönetim konsolunda “File” menusünden “Add/Remove snap-in” komutunu veririz.
3. Karşımıza çıkan “Add stand alone Snap-in” iletişim kutusunda “Add” düğmesine basarız (Şekil 1)

GROUP POLICYŞekil 1

4. “Add Standalone Snap-in” iletişim kutusunda “Group Policy objectEditor”ü seçip “Add” düğmesine basarız. (Şekil 2)

GROUP POLICY

Şekil 2

5. “Select Group Policy Object” iletişim kutusunda “Local Computer” seçili iken “Finish” düğmesine, (Şekil 3) ardından “Close” ve “OK” düğmelerine basarız.

GROUP POLICY

Şekil 3

6. Karşımıza Local Group policy yönetim konsolu çıkar. (Şekil 4). Buradaki ayarları kullanarak local bilgisayarı yapılandırabiliriz.

GROUP POLICY

Şekil 4

Şekil 4 de göründüğü gibi policy’nin iki ana menüsü vardır; Computer configuration (bilgisayar ayarları) ve User configuration (kullanıcı ayarları). İsimlerinde de anlaşılacağı üzere bilgisayarın kendisi üzerinde yapılacak ayarlar computer configuration kısmından, kullanıcıyı ilgilendiren ve direk kullanıcı göz önüne alınarak yapılacak ayarlamalar User configuration’dan yapılır. Computer Configuration’da yapılacak bir ayarlama bilgisayarı kullanan kullanıcıdan bağımsız olarak bizzat bilgisayarın kendisine uygulanır. Söz gelimi kendisinde kritik bilgilerin bulunduğu, bu nedenle de yüksek güvenlik gerektiren bir workstation, A ve ya B kullanıcısından bağımsız olarak bir takım güvenlik kurallarını zorunlu olarak isteyebilir. Bu tarz bir ihitiyaç karşısında computer configuration’da yapılan değişiklik kullanıcıdan bağımsız olarak istenir. Aynı şekilde bir güvenlik ihtiyacı bilgisayara değil de kullanıcının kendisine de uygulanmak istenebilir. Bu durumda güvenlik ihtiyacı sadece user configuration’da ayarlanarak o bilgisayarı kullanabilecek başka kişiler göz ardı edlilmemiş olur. Domain ortamında domain üyesi bütün bilgisayarlar, kullanıcıya uygulanmış kuralları Domain Controller’dan alarak kullanıcıya uygularlar. Tabi bu dediğimiz, ileride bahsedeceğimiz policy’ler arasında çakışma yada Loopback processing söz konusu değilse olur. Şimdi Group Policy Object Editor’ün ana menülerine bir göz atalım.

Computer Configuration
Software settings: Bu kısım, Group Policy Domain ortamında uygulanıyorsa Policy’nin uygulandığı bilgisayarlara merkezi bir yerden program kurmaya yarar. Local Group Policy’de kullanılmaz.
Windows Settings: Bu bölümde iki alt menu halinde güvenlik ve script çalıştırma ile ilgili ayarlar bulunur.
* Scripts (start up/Shutdown): Bu Menu altında bilgisayarı başlatırken (start up) ve kapanırken (shutdown) bilgisayar tarafından çalıştırılacak scriptler atanabilir.
* Security Settings: Bu menu altında Windows’un güvenlik ile alakalı ayarları yapılabilir.
Administrative Templates : Bu bölümde Windows’un Registry tabanlı ayarları düzenlenir. Bilindiği gibi Registry Windows’un kayıtlarının tutulduğu yerdir. Önceden hazırlanmış bazı şablon registry ayarları ile işletim sisteminin bazı fonksiyonları kısıtlanabilir yada nasıl davranacağı belirlenebilir. Sözgelimi kullanıcının ağ ayarlarına ulaşmasına yada Run menusüne ulaşmasına engel olunabilir. Burada yapılan değişiklikler registry’de HKEY_LOCAL_MACHINE altında gerçekleşir. Normal şartlar altında burada yapılacak değişiklikler normal bir registry editor kullanılarak da elde edilebilir.
Bu arada registry’nin Windows’un çok önemli kayıtlarının tutulduğunu belirtmekte fayda var. İstenmeyen bir değişiklik yanlışlıkla yapılırsa Windows normal bir şekilde başlamayabilir.
User Configuration
Software Settings : Aynı Computer ayarlarında olduğu gibi buradaki menu kullanılarak merkezi bir yerden program kurulumu sağlanır. Tek fark kurulan program bilgisayardan çok kullanıcının user accountuna atanır. Bunun anlamı Group Policyde kendisine program atanan kullanıcı domain içindeki başka bir bilgisayarı kullanmaya başlarsa, atanan programlar kullanıcı tarafından hala ulaşılabilir demektir. Söz konusu programlar kullanıcıyı bir anlamda takip ederler.
Windows Settings : Bu menuden log on/ log off scriptleri, remote installation ile ilgili seçenek ayarları ve Internet Explorer ile alakalı ayarları yapmak mümkündür.
Administrative Templates : Bu menu de registry tabanlı ayarlar ve kısıtlamaların yapıldığı alandır. Burada yapılan değişiklikler registryde Hkey_Current_User altında yapılırlar. Kullanıcıların desktop, start menu gibi ortamlarının düzenlemesi bu kısımdan yapıldığı için burası Group Policy’de çok sık kullanılır.

Domain Policy
Bu policy’ler domain’deki container’lardan (Site, Domain, Organizational Unit) uygulanan ve aynı anda bir çok bilgisayarı ve kullanıcıyı etkileyen policy’lerdir. Bu policy’ler, sadece domainde uygulandıkları container’ın altındaki bilgisayarları ve kullanıcıları etkiler.

5. Domain Policy’ler Kullanılarak Kullanıcı Ortamının Yönetilmesi
Domain Group Policy’ler aracılığı ile, güvenlik ayarları, işletim sisteminin kullanıcıya davranışı ve kullanıcının çalışma ortamını denetleyebiliriz. Domain ortamında Group Policy’nin uygulanması her ne kadar Group policy Object Editor’den edit edilecek Group Policy seçilerek yapılabilecekse de genelde Active Directory Sites and Services snap-in’i ile Active Directory Users and Computers snap-in’lernin ilgili yerlerinden hareketle Group Policy Editor’un çağrılması ve gerekli değişikliklerin yapılması şeklinde olur. Yukarıda da anlattığımız gibi Domain Group Policy site, domain ya da OU seviyesinde uygulanabilir. Domain yada OU seviyesinde Group Policy uygulanacaksa Active Directory Users and Computers, eğer site seviyesinde Group policy uygulancaksa Active Directory Sites and Services kullanılır.

Bir GPO yaratmak için:
1. Administrative Tools menüsündeki “Active Directory Users and Computer” aracını başlatırız. (Şekil 5)

GROUP POLICY

Şekil 5

2. GPO uygulamak istediğimiz container’a sağ tıklayıp “Properties” komutunu veririz.
3. Açılan iletişim kutusunda “Group Policy” sekmesine geliriz. (Şekil 6)

GROUP POLICY

Şekil 6

Bu sekmede :
New : Yeni bir GPO yaratır.
Add : Mevcur bir GPO’yu bu container’a uygulamak için kullanılır.
Edit : Listede, seçili olan GPO’yu yöneten konsolu açar.
Options : GPO seçeneklerini ayarlamak için kullanılır.
Delete : Seçili GPO’yu siler.
Properties : Seçili GPO’nun özelliklerini görüntüler.
4. Yeni bir GPO oluşturmak için “New” düğmesine basarız.
5. Oluşan GPO’yu yapılandırmak için “Edit” düğmesini kullanırız.

6. Policy’ lerde Çakışma Durumları ve Miras
Bir bilgisayara iki farklı policy’lerin uygulanabildiğini biliyoruz. Domain Group policy’nin ise üç farklı seviyede uygulanabilir. Uygulanan policy’ler arasında çakışma olabilir. Çakışma, (conflict) iki policy’nin aynı seçenek üzerinde iki farklı ayar belirtmesi durumudur. Söz gelimi domain seviyesinde konumlanmış bir policy maximum password age için 15 gün limitini koyarken, daha alt seviyede bulunan bir OU’da aynı limit için 20 gün belirtilmişse iki policy arasında çakışma olmuş demektir. Çakışmanın olması için mutlaka policy’ler arasında seviye farkının olmasına gerek yoktur. Aynı container’a uygulanmış iki policy’de kendi aralarında çakışabilirler. Şimdi çakışma durumunda neler olduğuna bakalım
Üst seviyede konumlanmış bir policy çakışma olmadığı müddetçe bütün ayarlarını alt seviyelerdeki container’lara miras (Inherit) yoluyla geçirir bu durumda çakışma söz konusu değildir. Aynı NTFS permissionlarında olduğu gibi üst seviyedeki policy kurallarını alt seviye container’lara iletir.
Aralarında çakışma olan iki policy arasında her zaman en alt seviyedeki policy’nin kuralları geçerli olur. Söz gelimi OU seviyesindeki policy her zaman geçerli sayılır. Dikkat edilirse burada genelden özele doğru bir tercih söz konusudur. Bilgisayarın local’ine uygulanmış Policy en üst seviyede uygulanmış policy kabul edilerek (local policy’nin domain ile bir ilgisi bulunmadığı ve her hangi bir local adminin local policy oluşturabileceği gerçeğinden hareketle) sırasıyla Site, domain ve nihayet OU sıralaması geçerlidir.
Şayet çakışan policy’ler aynı container üzerindeyse Group Policy’lerin sıralandığı pencerede ün üst seviyede listelenen GPO her zaman öncelik alır. Öncelik sırasını değiştirmek için UP ve DOWN tuşları kullanılarak GPO’nun listedeki yerleri değiştirilebilir. (Şekil 7)

GROUP POLICY

Şekil 7

Block, No Override
Bazı durumlarda özellikle büyük ve nispeten çok sayıda GPO’nun uygulandığı domainlerde Group Policy’den istenen sonucun alınması için yukarıda saydığımız kuralların dışına çıkmamız gerekir. Böyle durumlarda işimize yarayacak üç işlem şunlardır

Block : Bazı durumlarda yukarıda anlattığımız policy’nin alt seviyedeki container’lara geçmesini (Inherit etmesi) istemeyebiliriz. Örnek olarak şifrelerin 8 karakterden fazla karakterden oluşmasını zorunlu kılan policy’nin IT bölümünde çalışanların oluşturduğu OU için geçerli olmamasını isteyebiliriz. Böyle bir durumda yapmamız gereken şey üst seviyede bulunan policy’den miras almasını istemediğimiz container üzerinde sağ tıklayıp properties menusüne geçmek, oradan Group policy tabına geçtikten sonra alt tarafta bulunan “Block Policy inheritance” check box’ını işaretlemek olacaktır. (Şekil 7) Bunu yaptığımızda OU yukarıda bulunan hiçbir policy’den miras almayacaktır
No Override : Yukarıda ki çözüm bize istediğimizi verdi. Yani söz konusu OU için artık şifrelerimiz 8 karakterden daha kısa olabilecektir. Ama aynı şekilde daha üst seviyede bulunan ve mesela IPsec policy tanımlayan başka bir policy olabilir. Yaptığımız çözüm yukarıdan alınan bütün policy’lerin miras yolu ile geçmesini durduğu için aynı zamanda IPsec policy’nin de OU’ya miras yolu ile geçmesine engel olacaktır. Bu istenen bir şey değildir. Böyle bir durumda yapılması gereken şey, Block policy inheritance ile engellenemeyecek bir policy oluşturmaktır. Her hangi bir policy’yi No Override özelliği ile donatırsak, alt seviyelerde bulunan bir OU’da Block yapılmışsa dahi, policy geçerliliğini sürdürür ve alt seviye containerlarına inherit eder. Bir policy’yi No Override yapabilmek için GPO üzerinde sağ tuş ile tıklar, gelen sağ tuş menusunden “No Override” seçeneğini seçeriz. Böylece policy’yi No Override (ezilemez) yapmış oluruz.

GROUP POLICY

Özgür ŞENERDOĞAN

http://www.olympos.org/article/articleview/2164/1/10/group_policy

Yorum Bırakın

Ağda Dosya Paylaşımı (Resimli Anlatım)

 SP2 çıktıktan sonra bu tip paylaşım sorunları dahada arttı. ne yalan sölim bende çok uğraştım. deneme yanılma yoluyla buldum. aşağıda anlattığım şekilde ben sorunu çözdüm. muhtemelen sizde çözeceksiniz.

Yapmamız gereken ilk iş Guest hesabını etkinleştirmek.bunun için;
Denetim masası/yönetimsel Araçlar/Bilgisayar Yönetimi ne giriyoruz.

burada Yerel Kullanıcı ve Guruplar’da kullanıcılar’ı seçiyoruz. Guesti görmüş olmamız gerekiyor. Eğer üzerinde kırmızı ufak bir çapraz içareti varsa hesap etkin değildir. etkinleştirmek için Üzerine çift tıklayarak veya sağ tıklayıp özellikler diyerek kullanıcı özelliklerine giriyoruz.

hesap devre dışı nın yanındaki çentiği kaldırıyoruz.

Uygula ve tamam dedikten sonra hesabımızın etkin olduğunu görüyoruz.

Guest hesabımızı etkinleştirdiğimize göre artık dosyalarımızı paylaşabiliriz. Dosya paylaşımında yapılması gereken, önce paylaşmak istediğin dosyaya sağ tıklayarak PaylaşımveGüvenlik tıklanır.

açılan pencereden bu klasörü paylaş seçilir ve izinlere basılır

burada sadece everyone yi görüyoruz. Everyone herkes demek ama guestide eklemek zarar etmez. bazen sorun çıkarabiliyor.bunun için ekleye basıyoruz.

Guest i bulmak için gelişmişe tıklıyoruz.

çıkan pencerede şimdi bula tıklıyoruz. alt kısma kullanıcıları bulmuş olması lazım. ordan Guest i seçip tamam diyoruz.

şimdi guesti eklemiş olduk. şimdiye kadar açmış olduğumuz tüm pencerelere uygula ve tamam tiyerek kapatıyoruz.

Videolarım klasörünü paylaşıma açtık ve Guest e izin verdik.
Şimdi de güvenlik ayarlarını yapacağız. İlk başta girmiş olduğumuz Denetim masası/yönetimsel Araçlar/Bilgisayar Yönetimi ne giriyoruz.
burada Paylaşılan Klasörler içinde Paylaşımlar a tıkladığımızda bilgisayarımızdaki paylaşımları görebiliriz. Daha önce paylaşıma açmış olduğumuz dosyaya sağ tıklayıp özelliklerine giriyoruz.

ve güvenlik sekmesine geçiyoruz.

ve ekleye basarak az önce yukarıda anlatıldığı gibi burayada Guesti ekliyoruz.
uygun gördüğünüz şekilde yetki verdikten sonra Uygula ve Tamam a basarak açık olan tüm pencereleri kapatıyoruz.

kaynak: http://www.gelecekonline.com

Yorumlar (1)

Mac Adresi Değiştirmek

Mac Adresi Değiştirmek –> Görüntülü anlatımı izlemek için TıklayınSırasıyla aşağıdakileri uygulayın

Başlat –> Çalıştır cmd yazın –> Açılan DOS penceresine ipconfig -all komutunu vererek mac adresiniz hakkındaki bilgileri gorebilirsiniz. Fiziksel adres karşılığına gelen bölüm sizin mac adresinizi gösterir.Diğer bir komut ise getmac komutudur bu komutu kullanarakta mac adresinizi öğrenebilirsiniz.

MacMakeUp programını çalıştırın. “New address” bölümüne yeni mac adresinizi yazdıktan veya “Manufacturer” bölümünden uygun bir mac adres numarası seçtikten sonra eğer isterseniz “Ip extra features” bölümündende gerekli yerleri işaretleyerek “Apply” ve “OK” diyerek işlemi tamamlayın. “Change” seçeneğini tıklayarak mac adres değiştirme işlemini bitirin. Tekrardan DOS penceresine geri dönerek ipconfig -all veya getmac komutunu verdiğinizde mac adresinizi değiştiğini görüceksiniz.

MacMakeUp programının yeni sürümündeki en güzel özellik mac adresini değiştirdiğinizde modeme veya kullandığınız bilgisayara reset atmanız gerekmiyor.

Yorum Bırakın

Kablosuz Ağlar - Şebekeler ve Mobil İnternet

Günümüzün en hareketli ve etkileyici pazarlarından birisi olan İnternet ticari sahalarda da meyvelerini vermeye başladı. Her geçen gün daha fazla insan, İnternet’i günlük hayatlarında kullanma ihtiyacını duyuyorlar. Ancak, kullanıcıların daha büyük kapasite ihtiyaçları ortaya çıktı. Bu noktadan yola çıkarak, sizlere kablosuz (Wireless) şebekeleri (Network) ve kablosuz şebekelerin ticaret ve internet kullanımına etkilerini açıklamaya çalışacağım.

Lider şirket olmak ve daha fazla kar yapmak isteyen her kuruluş, dünyadaki teknolojik gelişmeleri güncel olarak izleyip, kendilerine daha fazla kar getirecek olanlarını günlük işlemlerine en kısa zamanda uygulamaları gerekiyor.

Şirket yöneticileri internetten kaynaklanan tozlu dumanlı karışık hava içinde işlerini yeniden toparlama ve günün şartlarına uyarlamaya çalışırken şimdide kablosuz geniş kanal şebekeler (Broadband Wireless) ve mobil Internet gündeme girdi. Mobil uygulamalar, bilinen elektronik uygulamaların haricinde, daha başka kurallarla gelişmektedir. Bundan dolayı şirket sahiplerinin ve yöneticilerinin internet teknolojilerinde olduğu gibi bir kopukluk yaşamadan işlerini devam ettirmeleri için mobil teknolojileri ve kablosuz şebekeleri planlarına almaları gerekir.

Kablosuz Şebeke ve Mobil İnternet nedir?
Kablosuz şebekeler mobil internet kullanımını mümkün kılan alt yapıdır. Veri iletişimi sağlayan kablolu iletişim sistemlerinin hepsine alternatif olabilecek RF sinyalleri ile çalışan ekonomik, basit ve güvenli sistemlerdir. Uzun zamandır kullanılmasına rağmen piyasa talebinin de etkisiyle son yıllarda hızlı bir gelişme göstermeye başlamıştır. Öyle ki Fiber optik sistemlerde dahil bütün kablolu sistemlere alternatif durumuna gelmiştir. Denilebilir ki kablolu sistemler üreten üreticiler bir şekilde kablosuz sistemlerinde üretimine girmişler, başka bir şirket kurmuşlar yada başka bir şirkete ortak olarak bu pazarda yerini almaya çalışmışlardır.

Mobil Internet ise kullanıcıların her zaman, her yerden, hareket halindeyken bile Internet’e ulaşabilmeleridir. Mobil Internet şirketlere mevcut ticari işlemlerini her zaman ve her yerde, direkt olarak müşteri ve çalışanlarının hizmetine sunabilmeleri için imkan sağlar.

Şirket sahiplerinin ve yöneticilerin, mobil uygulamalar için belirlemeleri gereken stratejiyi düşünürken, dikkat etmeleri gereken önemli noktaları şunlardır:

Mobil cihazlar üzerinden ticaret yapılmasını sağlayacak altyapı teknolojileri yani kablosuz şebeke sistemleri halen gelişmeye devam etmekte. Standartlar henüz yeni tamamlanmakta. Daha çok yakın bir zamana kadar ABD ve Avrupa’nın standartları ayrıydı. Kablosuz şebeke sistemlerindeki hızlı gelişme ve standartların yeni tamamlanması bir çok şirket beklemeyi daha uygun buluyorlardı. Fakat, pazardaki mevcut oyuncular, yani sadece İnternet üzerinden iş yürütenler ve diğer e-ticaret firmaları şimdiden mobil uygulamalar hakkında aktif bir perspektife sahip olmalı ve stratejilerini belirlemeliler ki gerekli altyapı teknolojisi tamamlanınca hazır olsunlar.

Mobil ortamda, müşterileriniz ile olan ilişkilerinizi temelden değiştirebileceğiniz bir imkana sahipsiniz.

Genel olarak İnternet’te sunulan servisler müşterilere, herhangi bilgiye istedikleri zaman kendi kendilerine ulaşma imkanı vermektedir (Ürün hakkında bilgi ve fiyat almak, sipariş vermek gibi…) Müşterilerin bu durumdan oldukça memnun olduklarını ve İnternet’in doğasındaki self-servis anlayışını benimsediklerini görebilmek mümkün. Diğer yandan firmalar da, İnternet’in kendilerine sağladıkları müşteri hizmetlerini geliştirme, işletme ve pazarlama masraflarını azaltma gibi faydalarından oldukça memnunlar.

Mobil teknolojiler bizi müşteri hizmetlerinin yönetimi için yeni ve çok farklı bir kavram ile tanıştırdı: “Her yerde sürekli devam eden ilişki”. Mobil ortamda firmalar, müşterileri ile ilişki kurabilmek için, şimdiye kadar hiç karşılaşmadıkları bir imkana sahipler. Onlara sürekli olarak ürün tavsiyelerinde bulunup, ihtiyaç duyduklarında yardımda bulunabiliyorlar. Mobil Internet ile firmalar, gerçek-zamanlı olarak müşterilerine veri gönderebilirler, çünkü müşteriler sahip oldukları mobil cihazlar (cep telefonu, cep asistanı gibi) ile her zaman ulaşılabilecek durumdadırlar. Ancak firmaların bilgi iletimini, müşteri isteği dışında ve rahatsızlık verecek şekilde yapmaktan kaçınmaları gerektiği de unutulmamalıdır.

Mobil teknolojileri sadece müşteri hizmeti amacı ile değil, organizasyon dahili bir araç olarak kullanmak gerekir.

Bu imkanlar gelir getirmeyecektir ama, mobil uygulamaların verimliliği nedeni ile, işletim masraflarınız büyük ölçüde bir azalma gösterecektir. Öte yandan, mobil teknolojileri için oluşturduğunuz strateji, çalışanlarınızın işine son verme amacında olmamalı; ancak, onların iş verimliliğini arttıracak ve organizasyonunuza kattıkları değeri yükseltecek yönde olmalıdır.

Mobil cihaz ve ekran özelliklerinin getirdiği sınırlamalar firmaları, çok-yönlü mobil uygulama stratejileri geliştirmeye zorlamaktadır.

Genel olarak, bilgi gösterimi ve takası için, İnternet browser kullanır. Stratejiyi belirleyecek olan kişinin, piyasada kullanılan değişik iletişim yöntemlerini analiz ederek, hedef kitleye en uygun olan standardı seçmesi gerekir.

Gerçekten de başarılı olabilecek bir mobil uygulama, tüm cihazlarda ve tabanlarda çalışabilecek olanıdır. Bu çoklu uyumluluk olmadığı zaman, firmalar, hazır olan yada potansiyel konumdaki müşterileri kaybetme riski ile karşı karşıya kalırlar.

Ayrıca mobil ortamın bir diğer karmaşıklığı da, cihazların küçük ebatlarda olmaları ve kullanıcıların bu olumsuzluktan nasıl etkilendiklerinden kaynaklanmaktadır. Mobil ortamda yürütülen ticari uygulamalar, müşteriler tarafından, maalesef, PC browser’ında olduğu gibi düşünülüyor. Mobil stratejinin başarısı için, müşterilerin bu konuda bilgilendirilmeleri gerekiyor.

Kablosuz ?ebeke ve Mobil İnternet sunduğu imkanlar
Ülke sınırları ve ofis kavramları hiç bu kadar esnetilmemişti. Kablosuz şebekeler gündeme gelenden sonra bütün ülkeler hukuki yapılarını düzenlemek zorunda kaldılar. Henüz kanuni düzenlemeler tamamlanabilmiş değildir.

1. Telefonların, PDA ile veri alış verişi için, bir tuşla bağlantı haline geçirilebilmesi
2. Birden fazla cihazın kişisel network (LAN) içerisinde entegrasyonu
3. Dijital el cihazlarındaki kablo gereksinimlerinin ortadan kaldırılması
4. El kullanımını gerektirmeyen telefon cihazları
5. Cep telefonları ile diz üstü bilgisayarlar arası bağlantılarda kabloların ortadan kaldırılması
6. Web Tarama
7. Yerel içeriğin el cihazlarına sunumu
8. Büyük kapasite gerektiren LAN uygulamaları
9. Daha geniş kapsama alanı gerektiren uygulamalar
10. Güvenlilik gerektiren uygulamalar
11. Mevcut ekipmandan faydalanmak
12. E-mail alma gönderme
13. Web Tarama
14. Görüntülü 85km görüntüsüz 15 km mesafeden bağlanabilme
15. Dosya Paylaşımı
16. Hızlı ve Ethernet Uyumlu
17. 2 mb/s ile 56 mb/s arasında kapasite

Bu yazımızın konusuyla ilgili Avrupa ve ABD şirketlerinin yanında uzak doğu şirketleri de epey mesafe almış durumdular. Mesela Hindistan’da bir şirket kurulduğu yıl 200 tane Access Point (dağıtım noktası) kurmak zorunda kalmıştır. Talebin getirdiği bir sonuç olarak değerlendiriliyor. Tahmini kapasitenin 10 katı gibi bir yatırıma zorlanmışlar. Kablosuz şebekeleri gündemine almış ve uygulayan devletler arasında Brezilya, Kenya, Fiji, Yemen, Nijerya, Tunus, Iran ve Angola gibi devletler var. Görüldüğü üzere biz bu konularda daha hızlı hareket etmek zorundayız. 2001 yılının en büyük haberleşme projesi kablosuz sistemler üzerine gerçekleşmiştir. Avrupa’nın radyo ve televizyonları broadband teknolojisine o kadar çok yer veriyor ki bizde hiç gündemde olmaması insana garip geliyor.

Yüksek frekansta çalışan kablosuz ürünler insan sağlığına ve ekolojiye de zarar vermiyor. Uluslar arası anlaşmalar gereği bazı frekanslar izin gerektirmeyen serbest frekanslardır. Kablosuz ürün üreticileri de serbest frekansları kullanarak daha çok pazara daha hızlı girmeyi istiyorlar.

8-9 yazıdan oluşacak bir seri ile konuyu sizlere sunmayı düşünüyorum. Bu arada kısa bir bilgilendirme yapayım. Azerbaycan ve diğer bölge ülkelerinde proje takibi yapabilecek, teknolojik ve stratejik destek verebilecek bir ekip kurmuştuk. İki yıldır yerel alan ağları ve geniş alan ağları üzerine ArGe faaliyetlerimiz var. Genel olarak kablosuz şebekeler üzerine yoğunlaşıyoruz. ArGe grubumuz içinde Wireless Network ekibimiz var. Bu yazı dizimiz Wireless Network ekibi üyesi Evlin Naqıyev’in çalışmalarından uyarlanmıştır. Bol istifadeler diliyorum.

Kablosuz Bilgisayar Ağları (Wireless Network)
Kullanım Yelpazesi
Radyo frekansları için istek dünyanın her yerinde çok yüksektir. Bunun sonucu olarak kısıtlı frekans yelpazenin kullanımı için bir kontrol sistemi zorunludur. Tüm dünyada RF kullanımında uygulanan belirli kurallar vardır ve tüm radyo servisleri lisanslıdır. Frekans bantlarının kullanımında en önemli nokta frekansların birbirlerine karışmasının engellenmesidir.

Kontroller
WARC(The World Administrative Radio Confrence) tüm dünyada radyo frekanslarının kullanımı, uluslararası işlemlerin koordinasyonu, yeni servislerin belirlenmesi, en son radyo teknolojisindeki gelişmeleri gözden geçirmek üzere, dört yılda bir toplanır. Burada alınan kararlar çerçevesinde ilgili devlet yetkili kurumları radyo frekanslarının kullanımını denetlerler. Bu kurumlar çok dağılımlı radyo, TV, yeni gelişen servisler ve amatör radyoların özel kullanımları için uygun frekanslar atarlar.

Amerikada; FCC (Federal Communications Commission)
Avrupada; CEPT(Confrence of European Post Telecommunication) tarafından denetlenmektedir.
Hücre Servisleri
İlk mobil telefon servisleri 40 MHz, 150 MHz ve 450 Mhz frekans bandını kullandılar. Ancak kullanıcılar başlangıçta çok kısıtlı bir alanda bu servisi alabildiler. Hücre servisleri 1984 yılında ticari olarak piyasaya sunuldu.

Analog Hücreler(AMPS ve TACS)
AMPS (Advanced Mobile Phone Services), ATCT ve Motorola tarafından geliştirilmiş bir standarttır. UHF televizyon endüstrisinin ortadan kalkışından sonra ABD de 800 MHz frekans bandında kullanılmaya başlanmıştır.

Avrupa’da ise 900 MHz frekans bant’ı hücresel servislerde kullanılıyordu. Bu nedenle Amerika farklı bir band olarak 800 MHz seçti.

İngiltere’de ise British Telecom TACS (Total Access Control System) adıyla bir servis geliştirdi ve bu servis daha sonra pek çok Avrupa ve Asya ülkesi tarafından kendi ülkelerine uyarlandı.

AMPS ve TACS çok kaliteli ses iletişimi sağlarken, veri iletişiminde çok kısıtlı işlemler gerçekleştiriyorlardı. Ayrıca sık sık gecikmeler, bağlantı kopuklukları yaşanmasına ek olarak ücretler de çok yüksekti. Bu nedenle kullanıcılar servislerden devamlı şikayetçi oldular.

Sayısal hücrelere geçinceye kadar problemleri biraz olsun azaltmak üzere Motorola NAMPS(Darbant-AMPS) si geliştirdi.

Sayısal Hücreler
Hücresel ağlarda sayısal uygulamaların devreye girmesi ile birlikte çok büyük bir gelişme başladı. Yeni standartlar aynı frekans üzerinde çoklu çağırmayı desteklerken, güvenliği de belirli ölçüde arttırdı.

Kişisel İletişim Servisleri(PCS)
En son servis ise, son kullanıcı için servisleri kişiselleştirildiği ve kişisel iletişim diye anılan yeni bir yapı oluşturdu. PCS 1900 MHz ve 1800 MHz de tüm sayısal servisleri kullanmaktadır. PCS ses, veri ve mesaj servislerini kombine ettiği gibi tüm dünyada kullanılan bir standart haline geldi.

UMTS(Universal Mobile Telephone Systems)
Tüm dünyada kullanılması planlanan ve pek çok yeni olanaklar getirecek olan bu servis 3200 MHz frekans bant’ında çalışacaktır. Bu konu hakkında daha ileride ayrıntılı bilgi aktaracağız.

Modülasyon Teknikleri
Genel Tanıtım
Evvelce değindiğimiz gibi, modülasyon tekniği radyo haberleşmesinde mesajların uygun form ve biçimde (formatta) gönderilmesi için gerekli değişikliği yapma tekniğidir.

Bu iş için 4 temel form kullanılır.

Amplitude Modulation : AM ve ASK
Frequency Modulation : FM veya FSK
Phase Modulation : PM veya PSK
Quadrature and Amplitude Modulation : QAM veya QPSK
Modulayon geri döndürülebilir işlemlerdir; alıcı taşıyıcı dalgaları de-modüle ederek üzerinde gelen bilgileri ortaya çıkarır. Böylece bizler modüle ve de-modüle edicileri kullanarak bilgi transferini gerçekleştiririz.

Modüle Edilmiş Sinyal Zarfları
Radyo temelli sistemleri bilgi(ses,veri ve video) taşımada kullandığımızda temel taşıyıcı olarak radyo sistemleri kullanılır. Bu modüle edilmemiş bir taşıyıcıdır. Burada noktadan-noktaya sabit taşıyıcı tonları gönderilir. Bunlara bizim bilgilerimizi ekleriz, yani modülatör aracılığı ile sinyaller bilgi ile birlikte modüle edilir(temel taşıyıcı frekansına değiştirilir). Daha sonra taşıyıcı frekansı radyo dalgaları üzerinde örneğin ses taşıyan modüle edilmiş zarflara dönüştürülür. Bu zarflar alıcı istasyona iletilir ve orada gerekli değişikliğe uğratılarak sesin iletilmesi sağlanır.

Dalga Boyu (Applitude) Modülasyonu
Radyo frekans aktarımda ilk kullanılan analog sistemler Dalga Boyu Modülasyon (DBM) sistemleri idi. DBM’de, bilgiler sinyalin dalga boyunu değiştirerek sinyaller üzerine modüle edilirdi. Bu uygulamada frekans sabit tutulurdu. ?ekil-16′da bu modülasyon tekniği görünmektedir.
Dalga Boyu Modülasyonu Uygulanışı
kaynak: mutasyon.net

Yorum Bırakın

Toplam Sayfa 1812345»...Last »