Teknoloji Haberleri

www.teknolojiweb.net

İnternet kategorisi altındaki yazılar

Youtube ‘ u Türkçe kullanabilmek için aşağıdaki adımları takip ediniz!

Önetli not: Herşeyden önce üst kısımdaki Firefox’u bilgisayarınıza indirmeniz gerekiyor 

Dünyaca ünlü video paylaşım sitesi YouTube’a bundan sonra Türkçe erişilebilecek

Türkiye’de de büyük bir talep gören dünyaca ünle video paylaşım sitesi YouTube’ta Türkçe engeli ortadan kalktı. İngilizce bilmeyen kullanıcıların gezinmekte zorlandığı sitede Türk kullanıcıların daha rahat dolaşmasını amaçlayan iki kafadar YouTube’a Türkçe gömlek giydirdi.

Yasin Kültür ve Orçun Öztürk isimli iki Türk Mozilla Firefox web tarayıcısı için geliştirdikleri küçük bir eklenti ile kullanıcıların YouTube menülerini Türkçe görmesine olanak sağlıyor.YouTube’da Türkçe menüler için yapılması gereken ise sadece bir Firefox web tarayıcıya sahip olmanız gerekiyor ve bu eklentiyi üst kısımdan indirebilirsiniz.

Youtube ‘ u Türkçe kullanabilmek için aşağıdaki adımları takip ediniz!

1. Güvenli internet tarayıcısı Mozilla Firefox’u bilgisayarınıza yüklemenizi tavsiye ediyoruz. Mozilla’nın ödüllü tarayıcısı artık daha hızlı, çok daha güvenli ve çevrim içi yaşamınıza tam olarak uyacak durumda. Firefox 2′ye çevrim içi deneyiminizi daha iyi bir noktaya taşıyacak etkili yeni özellikler eklendi. 2. Sitemizi Mozilla Firefox ile açıp buraya tıklayın ve “Türkçe Youtube” eklentisini tarayıcınıza indirin. 3. Bu işlem tamamlandıktan sonra Mozilla Firefox yeniden başlayacak

4. Mozilla Firefox yeniden başladıktan sonra bu tarayıcı ile www.youtube.com adresini ziyaret edebilirsiniz farkı sizde göreceksiniz.

Eklentiyi Hazırlayan ve Sunan: Yasin Kültür & Orçun Öztürk


Yorum Bırakın

e-karne notları elektronik karne uygulaması Çocuğuzun karne notlarını öğrenin

Çocuğunuzun karnesi artık internette. Notları görmek için sadece tıklamanız yeter

2007-2008 eğitim-öğretim yılının ilk dönemi, bugün sona erdi.  İlköğretim ve ortaöğretim okullarındaki yaklaşık 15 milyon öğrenci ve 600 bine yakın öğretmen bugün yarıyıl tatiline çıktı.

MEB ELEKTRONİK KARNE UYGULAMASINI YÜRÜRLÜĞE KOYDU.  ÇOCUĞUNUZUN KARNESİNİ
GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN

Bu öğretim döneminin başka bir önemi artık e karne dağıtılması… Öğrencilere, bugün, okulda bilgisayar çıktısı olarak elde edilen karneler dağıtıldı.

Milli Eğitim Bakanlığı, internet üzerinden bilgisayar ortamında tüm okullara ulaştırdığı yeni karne formatı sayesinde, velilerin karne parası şikayetleri ortadan kalktı.

Ayrıca veliler internet üzerinden çocuklarının karnelerini de görebiliyorlar.

kaynak: www.internethaber.com

Yorumlar (1)

Facebook Türkçe

Türkçe Facebook

Artık İngilizce olduğu için “Facebook nasıl kullanılır?” veya “Beni Facebook’a üye yapsana!” gibi dertlere son! Türkçe Facebook eklentisi sayesinde Facebook’u tamamen Türkçe kullanabilirsiniz! Facebook’u Türkçe yapmak için aşağıdaki adımları takip edin:

  1. Üst kısımdaki firefox’un butonuno tıklayarak bilgisayarınıza indirin

  2. Firefox üzerinden Türkçe Facebook eklentisini yükleyin.

  3. Firefox’u yeniden başlatın.

  4. Facebook‘a girin.

  5. Facebook grubumuza üye olun.

  6. Arkadaşlarınızı grubumuza davet edin.

Hepsi bu kadar. Eğer sorun yaşıyorsanız ayrıntılı anlatımı okuyun:

  1. Firefox’u yüklemek için Sayfanın üstündeki firefox logasuna tıklayın Ardından Google’ın sitesine yönlendirileceksiniz. Eklentiyi yüklemeye başlamadan önce Firefox’u yüklemeniz ve eklentiyi Firefox üzerinden yüklemeniz gerekiyor.

  2. Firefox’u kurduktan sonra açın ve adrese http://turkcefacebook.blogspot.com/ yazın (buradan kopyala yapıştır yapabilirsiniz). Daha sonra buraya tıklayın. Sayfanın en üst kısmının hareket ettiğini göreceksiniz:

    Seçenekleri düzenle’ye tıklayın.
    Daha sonra karşınıza çıkan pencerede “İzin ver”e tıklayın.

    Daha sonra Kapat’a tıklayarak yukardaki pencereyi kapatın. Şimdi eklentiyi yüklemek için tekrar buraya tıklamanız gerekiyor. Tıkladıktan sonra karşınıza çıkan pencerede 5 saniye sonra aktif olan “Şimdi kur”a tıklayacaksınız. Eğer karşınıza böyle bir pencere çıkmadıysa yukarıdaki “İzin ver” işlemini tekrar yapmanız ve buraya tıklamanız gerekir.

    Şimdi kur dedikten sonra karşınıza şöyle bir sayfa çıkacak:

  3. Firefox’u yeniden başlatın.

  4. Firefox üzerinden Facebook‘a girin.

  5. Facebook grubumuza üye olun.

  6. Arkadaşlarınızı grubumuza davet edin.

Bundan sonra Facebook’unuz artık Türkçe!

Eğer eklentiyi kaldırmak isterseniz:
“Araçlar > Eklentiler > Facebook Turkce cevirisi > Kaldır” seçeneklerini kullanın

Yorum Bırakın

Yahoo! Messenger 9.0 Download İndir

 

Yahoo! Messenger, mükemmel özellikleri ile birlikte gelen bir anlık mesajlaşma yazılımıdır. 370 milyon kayıtlı kullanıcı ile en fazla kullanıcısı olan Messenger yazılımı Yahoo Messenger’dır. (Yahoo Messenger ve MSN Messenger kullanıcıları artık iletişim kurabiliyor. Yahoo Messenger kullanan Yahoo hesabına sahip bir arkadaşınızı artık MSN Messenger listenize ekleyebilecek ve iletişim kurabileceksiniz. Aynı durum Yahoo Messenger için de geçerli)

Download Yahoo! Messenger 9 Beta

Download Yahoo! Messenger 8 Final

Yorum Bırakın

getir.net/6et

 

MSN sohbetinizi birileri dinliyor  

Mahrem sohbetlerinizin aslında ne kadar uluorta olduğunu görmek ister misiniz?…

Modern çağın renkli dekorunun ardındaki izbe, karanlık ve tezat dünyayı bize hatırlatmaya çalışan distopik kurguların sıkça başvurduğu ‘hayatın formatlanması’ meselesi her geçen gün biraz daha sıradan gerçeklik halini alıyor. Yıllar önce bir gün hayatımın önemli bir kısmını içine doldurduğum ve salyangozun kabuğu misali bağlandığım dizüstü bilgisayarımın yedeğini almaya karar vermiştim. İçinde sadece kişisel değil işe yönelik birçok dosya bulunduğundan kaybolması ya da çalınmasının tam bir felaket olacağını fark etmiştim. Yedekleri aldım, hatta çalınma riskine karşı yedek dosyalarını bile şifreledim ve eve döndüm.
Detaylarını bu köşede zamanında yazdığım için çok ayrıntıya girmeyeceğim ama o akşam Murphy’nin aksilikler ve acı tesadüfler zincirine esaslı bir örnek olacak şekilde olmayacak işlerin hepsi oldu ve bilgisayarımı ve yedek diski taşıyan çantam arabamın bagajından bilmediğim (ve hâlâ merak ettiğim) başka bir yere doğru yola koyuldu. Çalınan çantamın içinde aynı zamanda o dönem pek bir meşhur olan PDA adlı cep bilgisayarım, birkaç dakika önce şarjı bittiği için içine attığım cep telefonum, anahtarlarım ve kişisel evraklarım da vardı.
Özetle birkaç dakika içinde bütün telefon numaralarına, adreslere, e-posta yazışmalarına, anlaşma, sözleşme, haberler ve daha nice şey içeren dijital dosyalarıma, şarkılarıma, fotoğraflarıma, şifrelerime, hazırladığım sitelerin kaynak kodlarına, yazmakta olduğum kitabımın yarıdan fazlasının bitmiş haline, evimin ve gazetedeki odamın anahtarlarına veda etmiştim.
Bilgisayara benim kadar bağımlı bir işiniz olmasa bile yıkımın korkunçluğunu tahmin edebilirsiniz. Elbette hiçbir araştırma sonuç vermedi ve ben sahip olmamama rağmen birkaç ay daha taksitlerini ödemeye devam ettiğim bilgisayarımı bir daha hiç görmedim.
O zamandan beri bilgisayarımda neredeyse hiçbir şey tutmuyorum. Adresler, telefonlar, e-postalar, resimler, şarkılar, sık ziyaret edilen siteler; kısacası mümkün olan her şeyim internette. Neyse ki her geçen
gün biraz daha gelişmiş hizmetler bunu daha da kolaylaştırıyor. Bir dönem ciddi bir bütçe ayırmanızı gerektiren hizmetlerin artık misliyle gelişmişi bedava. Böylece aslında tam olarak nerede olduklarını bilmediğim hayatıma dair kırıntılarıma internet tarayıcımın penceresinden ulaşabiliyorum. ‘İnter-net’in; yani ağ denilen şey bu değil de nedir?
Panzehirin kökünü zehirden alması gibi dijital yaşamın dertlerini yine dijital çözümlerle halletsek bile bu bizi yanıltmasın. Kendi kontrolümüz dışındaki gelişmeler konusunda hâlâ fazlasıyla korumasız ve kırılganız. Yani yukarıda beni kurtarmış gibi görünen senaryoya bir de şöyle bakalım: ya şifrelerim birilerinin eline geçerse?
Yani ya bir gün bilgisayarı açıp fotoğraflarıma, belgelerime ya da mektuplarıma bakmak için bağlandığımda birkaç saat önce çalışan şifrem işlemez hale gelirse? Bütün bilgilerim aynı şekilde benden birer birer kopup giderse?
Haydi bu bir ihtimal; biraz daha paranoyak düşünelim: ya birisi aslında zaten şifrelerimi ele geçirmiş de benimle birlikte bütün hayatımı an be an gözetliyorsa? Yazdığım ve aldığım her mektubu, yüklediğim her fotoğrafı, yarattığım her belgeyi, konuştuğum her kişiyi, konuştuklarımı, gezdiğim siteleri izliyorsa? İmkânsız diyebilir misiniz buna? Üstelik istihbarat, teknik takip dediğimiz o bin yıllık sanat zaten bu değil midir?
Ben şimdi size iki taraf arasında şifresiz bir protokol kullandığı için devletin bütün MSN kayıtlarını izlediğini ve arşivlediğini söylesem itiraz edebilir misiniz? Teknik olarak imkânsız diyebilir misiniz? Gazetelere haber olarak geçen olaylardan o an dikkat çekmeyen birkaç örnek sıralasam şaşırır mısınız?
Ben MSN kullanmıyorum ama kullanıyor olsaydım hemen getir.net/6es adresine gider ve SimpLite adlı bedava MSN kriptolama uygulamasını yüklerdim. Dünyanın en yoğun MSN nüfusuna sahip bir ülkede kullanıcıların hoyratlığına mı yoksa bütün rakipleri şifreli ortama geçmişken Microsoft’un şifresiz devam etmesine mi şaşmalı bilemiyorum. Eğer o mahrem sohbetlerin aslında ne kadar uluorta olduğunu görmek isterseniz de getir.net/6et adresindeki küçük yazılımı yükleyin ve ta-taa! İşte ağınızdaki bütün sohbetler ekranınızda canlı yayında! Siz bir de profesyonel olarak buna kafayı takanların yaptıklarını düşünün.
Peki hadi şifrelerinizi kaptırmadınız, devletin de sizi adamdan sayıp takip ettiği yok. Peki bu Google’a, Facebook’a, ona, buna verdiğimiz bilgiler ne oluyor? Üstelik gönüllü veriyoruz bir de!
Özetleyecek olursak modern distopyamızın üç zayıf noktası var: bilgilerin sahipliği ve korunması, tehditlerin algılanması ve elenmesi, son olarak da tatsızlıklara karşı en azından basit tedbirlerin alınması.
Galiba en iyi tedbir İntel’in kurucusu Andy Grove’un dediğini unutmamak: sadece paranoyaklar hayatta kalır!
Kaynak: www.veteknoloji.com

getir.net/6et  getir.net/6es  hemen getir.net/6es  getir net  getir net/6es  net/6et

Yorum Bırakın

MSN sohbetinizi birileri dinliyor

Mahrem sohbetlerinizin aslında ne kadar uluorta olduğunu görmek ister misiniz?…

Modern çağın renkli dekorunun ardındaki izbe, karanlık ve tezat dünyayı bize hatırlatmaya çalışan distopik kurguların sıkça başvurduğu ‘hayatın formatlanması’ meselesi her geçen gün biraz daha sıradan gerçeklik halini alıyor. Yıllar önce bir gün hayatımın önemli bir kısmını içine doldurduğum ve salyangozun kabuğu misali bağlandığım dizüstü bilgisayarımın yedeğini almaya karar vermiştim. İçinde sadece kişisel değil işe yönelik birçok dosya bulunduğundan kaybolması ya da çalınmasının tam bir felaket olacağını fark etmiştim. Yedekleri aldım, hatta çalınma riskine karşı yedek dosyalarını bile şifreledim ve eve döndüm.
Detaylarını bu köşede zamanında yazdığım için çok ayrıntıya girmeyeceğim ama o akşam Murphy’nin aksilikler ve acı tesadüfler zincirine esaslı bir örnek olacak şekilde olmayacak işlerin hepsi oldu ve bilgisayarımı ve yedek diski taşıyan çantam arabamın bagajından bilmediğim (ve hâlâ merak ettiğim) başka bir yere doğru yola koyuldu. Çalınan çantamın içinde aynı zamanda o dönem pek bir meşhur olan PDA adlı cep bilgisayarım, birkaç dakika önce şarjı bittiği için içine attığım cep telefonum, anahtarlarım ve kişisel evraklarım da vardı.
Özetle birkaç dakika içinde bütün telefon numaralarına, adreslere, e-posta yazışmalarına, anlaşma, sözleşme, haberler ve daha nice şey içeren dijital dosyalarıma, şarkılarıma, fotoğraflarıma, şifrelerime, hazırladığım sitelerin kaynak kodlarına, yazmakta olduğum kitabımın yarıdan fazlasının bitmiş haline, evimin ve gazetedeki odamın anahtarlarına veda etmiştim.
Bilgisayara benim kadar bağımlı bir işiniz olmasa bile yıkımın korkunçluğunu tahmin edebilirsiniz. Elbette hiçbir araştırma sonuç vermedi ve ben sahip olmamama rağmen birkaç ay daha taksitlerini ödemeye devam ettiğim bilgisayarımı bir daha hiç görmedim.
O zamandan beri bilgisayarımda neredeyse hiçbir şey tutmuyorum. Adresler, telefonlar, e-postalar, resimler, şarkılar, sık ziyaret edilen siteler; kısacası mümkün olan her şeyim internette. Neyse ki her geçen
gün biraz daha gelişmiş hizmetler bunu daha da kolaylaştırıyor. Bir dönem ciddi bir bütçe ayırmanızı gerektiren hizmetlerin artık misliyle gelişmişi bedava. Böylece aslında tam olarak nerede olduklarını bilmediğim hayatıma dair kırıntılarıma internet tarayıcımın penceresinden ulaşabiliyorum. ‘İnter-net’in; yani ağ denilen şey bu değil de nedir?
Panzehirin kökünü zehirden alması gibi dijital yaşamın dertlerini yine dijital çözümlerle halletsek bile bu bizi yanıltmasın. Kendi kontrolümüz dışındaki gelişmeler konusunda hâlâ fazlasıyla korumasız ve kırılganız. Yani yukarıda beni kurtarmış gibi görünen senaryoya bir de şöyle bakalım: ya şifrelerim birilerinin eline geçerse?
Yani ya bir gün bilgisayarı açıp fotoğraflarıma, belgelerime ya da mektuplarıma bakmak için bağlandığımda birkaç saat önce çalışan şifrem işlemez hale gelirse? Bütün bilgilerim aynı şekilde benden birer birer kopup giderse?
Haydi bu bir ihtimal; biraz daha paranoyak düşünelim: ya birisi aslında zaten şifrelerimi ele geçirmiş de benimle birlikte bütün hayatımı an be an gözetliyorsa? Yazdığım ve aldığım her mektubu, yüklediğim her fotoğrafı, yarattığım her belgeyi, konuştuğum her kişiyi, konuştuklarımı, gezdiğim siteleri izliyorsa? İmkânsız diyebilir misiniz buna? Üstelik istihbarat, teknik takip dediğimiz o bin yıllık sanat zaten bu değil midir?
Ben şimdi size iki taraf arasında şifresiz bir protokol kullandığı için devletin bütün MSN kayıtlarını izlediğini ve arşivlediğini söylesem itiraz edebilir misiniz? Teknik olarak imkânsız diyebilir misiniz? Gazetelere haber olarak geçen olaylardan o an dikkat çekmeyen birkaç örnek sıralasam şaşırır mısınız?
Ben MSN kullanmıyorum ama kullanıyor olsaydım hemen getir.net/6es adresine gider ve SimpLite adlı bedava MSN kriptolama uygulamasını yüklerdim. Dünyanın en yoğun MSN nüfusuna sahip bir ülkede kullanıcıların hoyratlığına mı yoksa bütün rakipleri şifreli ortama geçmişken Microsoft’un şifresiz devam etmesine mi şaşmalı bilemiyorum. Eğer o mahrem sohbetlerin aslında ne kadar uluorta olduğunu görmek isterseniz de getir.net/6et adresindeki küçük yazılımı yükleyin ve ta-taa! İşte ağınızdaki bütün sohbetler ekranınızda canlı yayında! Siz bir de profesyonel olarak buna kafayı takanların yaptıklarını düşünün.
Peki hadi şifrelerinizi kaptırmadınız, devletin de sizi adamdan sayıp takip ettiği yok. Peki bu Google’a, Facebook’a, ona, buna verdiğimiz bilgiler ne oluyor? Üstelik gönüllü veriyoruz bir de!
Özetleyecek olursak modern distopyamızın üç zayıf noktası var: bilgilerin sahipliği ve korunması, tehditlerin algılanması ve elenmesi, son olarak da tatsızlıklara karşı en azından basit tedbirlerin alınması.
Galiba en iyi tedbir İntel’in kurucusu Andy Grove’un dediğini unutmamak: sadece paranoyaklar hayatta kalır!
Kaynak: www.veteknoloji.com

Yorum Bırakın

Kablosuz internetinizi şifreleyin

 

Yeni internet yasasına göre, kablosuz modemini şifrelemeyen kişiler ceza davalarıyla karşılaşabilecek. Kablosuz modemini şifrelemeyerek internet erişimini başkalarıyla paylaşanlar, bu kişilerin internette yaptığı eylemlerden doğan suçlara da ortaklık etmiş sayılıyor.

İstanbul Barosu, turk.internet.com ve İnternet ve Hukuk Platformu işbirliği ile gerçekleştirilen “5651 Sayılı Yeni İnternet Yasası’nın Uygulanması ve Teknik İzlemelerde Karşılaşılan Hukuki Sorunlar” başlıklı konferansta konuşan Doç. Dr. Yılmaz Yazıcıoğlu, kablosuz modemlerini şifrelemeyerek kullananların, çok büyük sorunlarla karşılaşabileceği uyarısında bulundu. Ev, işyeri, kafe, otel, restaurant gibi kablosuz internet hizmeti kullananların, sağladıkları internet hizmetini kullananların eylemlerinden dolayı zor duruma düşebileceklerini hatırlatan Yazıcıoğlu, “Toplu kullanım sağlayıcılarının değilse bile, evinden kablosuz internet kullanan kişilerin mutlaka kendi ağlarının komşuları ya da başka kişiler tarafından kullanılmasının önlenmesi gerekiyor. Modemine şifre koymayan yandı” dedi.

EKŞİ SÖZLÜK NE DİYOR?

Konferasa içerik sağlayıcılar adına katılan Ekşi Sözlük’ün avukatı Başak Purut, Web 2.0 türü (İçeriğin kullanıcılar tarafından oluşturulduğu) sitelerin, yeni yasayla zor durumda kaldığını belirtti. Şu ana kadar iki kez tamamen kapatılan Ekşi Sözlük’te 100 bin yazar bulunduğunu belirten Purut, “Bu kadar kişinin katkıda bulunduğu bir sitenin içeriğinin merkezi kontrolü imkansız. 5651 sayılı kanunun yürürlülüğe girmesiyle cevap ve düzeltme gerektirecek içerik sebebiyle sitelerin tedbiren de olsa kapatılması uygulaması sona ermelidir. 5651′in 9. maddesi bu konuyu net bir şekilde düzenlemektedir” dedi. Purut, yeni yasada Web 2.0 türü sitelerin, yer sağlayıcı mı, yoksa içerik sağlayıcı mı oldukları konusunun muğlak olduğunu belirterek, “Yasanın uygulamasının zamanla oturacağına inanıyorum. Bu süreçte içeriği kullanıcılar tarafından oluşturulan sitelerin, yer sağlayıcı olarak tanımlanması gerektiği açıktır” dedi.

ISS’LERE FİŞLEME GÖREVİ

İnternet servis sağlayıcılar (İSS) adına konuşan Tüm İnternet Derneği (TİD) Genel Sekreteri İbrahim Sarıoğlu ise, 5651 sayılı kanunun İSS’lere ek sorumluluklar getirmediğini ancak yönetmelikler ve uygulamalarla kendilerine kanunun amacını aşan ek yükümlülükler getirildiğini söyledi. 1996′dan beri internet servis sağlayıcıların, hem içerik, hem yer, hem de servis sağladıklarına dikkati çeken Sarıoğlu, tüm trafiğin TİB üzerinden döndürülmek istenmesini Anayasa’daki haberleşme özgürlüğü ve gizliliğe aykırı olarak değerlendirdi. Oluşturulan Telekom İletişim Başkanlığı’nın (TİB) İSS’lerden her ay kullanıcıların erişim kayıtlarını (IP numarası, bağlanılan tarih, saat ve ne kadar bağlı kalındığı) ve müşteri kimlikleri istediğini hatırlatan Sarıoğlu şunları söyledi: “Bu devletin her vatandaşının sabah evden kaçta çıktığını, ne giydiğini ve evine kaçta döndüğünü takip etmesi gibi bir şeydir. TİB ayrıca yasaklanan sitelerin erişimini isteyen her kişinin kendisine ait web adresine gönderilmesini istemektedir. Bu durumda yasaklı sitelere erişmek isteyen kişiler de izlenebilmektedir. Bizim TİD olarak görüşümüz, kanun anayasal haberleşme özgürlüğü ve gizliliği ilkesine aykırıdır. Bu kanunun ve yönetmeliklerinin iptal isteği ile Danıştay’a başvuracağız.”

Kaynak: www.veteknoloji.com

 

Yorum Bırakın

Toplam Sayfa 4«1234»