Taç Mahal nedir, Taç Mahalın Özellikleri nelerdir

TAÇ MAHAL (1652-1654 Hindistan)
Agra’daki Jumma Nehri’nin yanında, Utar Pradesh eyaletinde, Agra Delhi’den 193 km uzaklıkta.
1631’de Hindistan’ın Moğol imparatorunun karısı 14. çocuğunu dünyaya getirirken öldü. 36 yaşındaydı ve 18 yıldır evliydi. Kocası Şah Jehan, sadece çok sevdiği karısını değil, açıkgöz bir siyasi danışmanını da kaybetmişti. 2 yıl boyunca yas tuttuğu söylenir (Bir veriye göre, saçları acıdan bembeyaz olmuştu). Karısının anısına değer, dünyada bir eşi daha olmayan bir mezar yaptıracağına yemin etmişti. Başarısız olduğunu çok az kişi iddia edebilir. Arjumand Banu, Mümtaz Mahal (Sarayın Seçilmişi) diye de bilinir, anısına isminin bir kısaltması olan etkileyici bir binaya sahip oldu: Taç Mahal.
Bu binayı tanımlamada o kadar çok sıfat kullanıldı ki, burayı ziyaret edenler hayal kırıklığına uğramaktan korkar. Etrafta dolaşan fotoğraflardan aşina olunan silueti her yerde karşımıza çıkıyor -bir restoranın amblemi, turşu ya da baharat imalatçılarının markası olarak, birinin Hindistan’ı tanımlamada kullandığı ilk belirgin sembol. Yine de hayal kırıklığına uğrayana pek rastlanmıyor. Taç Mahal, defalarca görülse de hâlâ insanı şaşırtabilir. Bunun nedeni biraz da günün saatine göre ışıkla beraber binanın karakterinin de değişmesi. Bir mezar olsa da, binada o beklenen soğuk anıtsallık yok; aksine cennet ve dünya arasında gidip geliyor – orantısı, takdire değer simetrisi, etrafını saran bahçeler ve sudaki yansıması birleşerek, ziyaretçileri kifayetsiz bırakacak bir manzara oluşturuyor.
20 bin kişinin yapımında çalıştığı Taç Mahal’in tamamlanması 22 yıl sürdü. Bazı bölümlerinin yapımında bir Fransız ile Venediklinin payı olduğu söylense de, kayıtlarda ismi yer alan kesin bir mimar yok -isminin sadece içinde oturanla özdeşleştirilmesi amaçlanmış. Mermerden (322 km uzaklıktaki taş ocaklarından getirilmiş) yapılmış olsa da, binası kimi fotoğraflarda görüldüğü gibi bembeyaz değil. Mermer yüzeylerin içine binlerce değerli ve yarı değerli taş yerleştirilmiş; hattatlık eserleri için siyah mermer kullanılmış. İnanılmaz bir işçilikle yapılan delinmiş mermer panolar, güneş ışığı vurduğunda dramatik gölgeler oluşturuyor. Bir zamanlar burada gümüş kapılar, içeride altın parmaklıklar, kraliçenin mezar taşının (bu taş kraliçenin gerçekten gömüldüğü yerde duruyor) üzerindeyse incili bezeli bir kumaş vardı. Hırsızlar buradan çok sayıda değerli eşya çaldı, kimisi duvarlardaki taşları yerinden çıkarmaya çalışsa da, bina ihtişamından bir şey kaybetmemiş. Düzenlenmiş bahçeler üzerinde yer alan binaya devasa ve görkemli bir kapıdan giriliyor.
Burası cennetin girişini sembolize ediyor. Kubbeli yapının orijinal gümüş kapısı yüzlerce gümüş çiviyle bezeliydi. Bu kapı çalındı. Bugünkü kapı ise pirinçten. Şah Jehan’ın kendisi için Jumna Nehri’nin diğer yakasına bu anıtın aynısının siyah mermerden olanını yaptırmaya niyetlendiği iddiası pek gerçekçi değil.
Oğlu Aurangzeb, 1658’de kendini imparator ilan etti ve babasını Agra’daki kalede ölene kadar 9 yıl boyunca esir tuttu. Şah Jehan’ın kaledeki manzarası Taç Mahal’in uzaktan görüntüsüydü. Daha sonra o da burada gömüldü.
Bu içerik internet kaynaklarından yararlanılarak sitemize eklenmiştir.

CEVAP VER
Lütfen yazınızı giriniz.
Lütfen adınızı buraya giriniz.