emlak

Örnek İngilizce Cümleler ve Türkçe Karşılıkları, Günlük İngilizce, Pratik İngilizce

You are tired, aren’t you?
 Yorgunsun, değil mi?
 
I’m right, aren’t I?
 Haklıyım, değil mi?
 
She isn’t happy, is she?
 O mutlu değildir, değil mi?
 
We’re not late, are we?
 Geç kalmadık, değil mi?
 
He is at home, isn’t he?
 O evdedir, değil mi?
 
My father is in Afrika.
 Babam Afrika’dadır.
 
His house is in İstanbul?
 Evi İstanbul’dadır.
 
The poor man was in need.
 Yoksul adam ihtiyaç içindeydi.
 
Speak to him in English.
 Onunla İngilizce konuşun.
 
He is in trouble.
 Başı belada.
 
We have breakfast in the morning.
 Sabahları kahvaltı ederiz.
 
We have tea in the afternoon.
 Öğleden sonra çay içeriz.
 
We watch TV in the evening.
 Akşamları televizyon izleriz.
 
The car is on the bridge.
 Otomobil köprüdedir.
 
The library is on the right.
 Kütüphane sağdadır.
 
The bank is on the left.
 Banka soldadır.
 
On a weekday.
 Hafta içi bir gün.
 
My father is on the telephone.
 Babam telefonda.
 
The program is on the radio.
 Program radyodadır.
 
On receiving your letter, A sat down to answer it.
 Mektubunu alır almaz, cevap yazmaya oturdum.
 
The student is at the blackboard.
 Öğrenci tahtadadır.
 
The postman is at the door.
 Postacı kapıdadır.
 
He is at home.
 O evdedir.
 
He lives on Büklüm Street.
 Büklüm sokağında oturuyor.
 
I am very good at tennis.
 Teniste iyiyimdir.
 
She is not good at cooking.
 Yemek pişirmede iyi değildir.
 
I am tired.
 Yorgunum.
 
The baby is hungry.
 Bebek acıkmış.
 
We are happy.
 Mutluyuz.
 
The new students are lazy.
 Yeni öğrenciler tembeldir.
 
Five students are sick.
 Beş öğrenci hastadır.
 
How big is your room?
 Odanız ne kadar büyüktür?
 
How old is this building?
 Bu bina ne kadar eskidir?
 
How old are you?
 Kaç yaşındasınız?
 
How tall are you?
 Boyunuz ne kadardır?
 
How tall is this building?
 Bu bina ne kadar yüksekliktedir?
 
How high is this mountain?
 Bu dağ ne kadar yüksekliktedir?
 
How long is this table?
 Bu masa ne kadar uzunluktadır?
 
How far is Ankara?
 Ankara ne kadar uzaklıktadır?
 
How long is a class?
 Bir ders ne kadar sürer?
 
How long does it take to go there?
 Oraya gitmek ne kadar alır?
 
How much money is lost?
 Ne kadar para kayboldu?
 
How much time do we have?
 Ne kadar zamanımız var?
 
How many books do you have?
 Kaç tane kitabın var?
 
How many people are here?
 Kaç kişi buradadır?
 
She is the most beautiful girl in our class.
 Sınıfımızın en güzel kızıdır.
 
This is the worst film I have seen.
 Gördüğüm en kötü film.
 
He is the best athlete in our school.
 Okulumuzdaki en iyi sporcudur.
 
We have the most money.
 En çok para bizde.
 
I am surprised.
 Şaşırdım.
 
I got surprised.
 Hayret ettim.
 
You look surprised.
 Şaşırmış görünüyorsun.
 
You sound surprised.
 Şaşırmış gibisin. (Konuşmana bakılırsa…)
 
I am interested in your past.
 Senin geçmişinle ilgiliyim.
 
I got interested in tennis.
 Tenise ilgi duymaya başladım.
 
The students seem interested.
 Öğrenciler ilgilenmiş görünüyorlar.
 
The news was surprising.
 Haber şaşırtıcıydı.
 
His presence at the meeting was surprising.
 Toplantıda bulunuşu şaşırtıcıydı.
 
The book is interesting.
 Kitap ilginçtir.
 
He is an interesting person.
 O ilginç bir kimsedir.
 
I am hungry.
 Açım.
 
I get hungry.
 Acıkırım.
 
I am angry.
 Kızgınım.
 
I get angry
 Kızarım.
 
I am getting angry.
 Kızmaya başlıyorum.
 
Roses are red.
 Güller kırmızıdır.
 
Roses, get red in spring.
 Güller ilkbaharda kızarırlar.
 
He became a doctor.
 Doktor oldu.
 
I will become an actor.
 Aktör olacağım.
 
He became ill.
 Hastalandı.
 
He became happy.
 Mutlu oldu.
 
I am growing impatient.
 Sabrım taşıyor.
 
The metal is growing hotter.
 Metal gittikçe ısınıyor.
 
Your dress looks beautiful.
 Elbisen çok güzel görünüyor.
 
The patients looked desperate.
 Hastalar çaresiz görünüyorlardı.
 
You look happy today.
 Bugün mutlu görünüyorsun.
 
This book seems interesting.
 Bu kitap ilginç görünüyor.
 
The students seem interested.
 Öğrenciler ilgilenmiş görünüyorlar.
 
The weather seems better day.
 Bugün hava daha iyi görünüyor.
 
This suitcase feels heavy.
 Bu bavul ağır gibi.
 
I feel happy today.
 Bugün mutlu hissediyorum.
 
The cool water felt good.
 Serin su iyi geldi.
 
That film sounds interesting.
 O film ilginç gibi.
 
Your idea sounds sensible.
 Fikrin mantıklı geliyor.
 
You sound unhappy.
 Mutsuz gibisin.
 
The cake tastes delicious.
 Pastanın tadı çok lezzetli.
 
The dessert tasted sallty.
 Tatlının tadı tuzlu gibiydi.
 
The meal tasted strange.
 Yemeğin tadı bir tuhaftı.
 
This perfume smeels very good.
 Bu parfümün kokusu çok güzel.
 
The coffee smelled wonderful.
 Kahvenin kokusu enfesti.
 
The chicken smelled bad.
 Tavuk kötü kokuyordu.
 
You look like your brother.
 Kardeşine benziyorsun.
 
She looks like a queen.
 Kraliçeye benziyor.
 
Your idea seems like a good one.
 Fikrin iyiye benziyor.
 
It seems like a good party.
 İyi bir partiye benziyor.
 
He sounds like his father.
 Tıpkı babası gibi.
 
That sounds like a good idea.
 İyi bir fikire benziyor.
 
It smells like a cigar.
 Kokusu puroya benziyor.
 
The meal smells like rotten egg.
 Yemek çürük yumurta gibi kokuyor.
 
The soup tasted like warm water.
 Çorbanın tadı ılık su gibiydi.

 
Bu içerik internet kaynaklarından yararlanılarak sitemize eklenmiştir
Ekleyen: Berke

YORUM KÖŞESİ