11. sınıf coğrafya konu anlatımı ve etkinlikler ve cevapları Lise 2 coğrafya kitabı etkinlikleri HEYELAN (TOPRAK KAYMASI ), HEYELANIN TÜRKİYE’DEKİ DURUMU, HEYELAN SINIFLANDIRILMASI, HEYELANIN OLUŞUMU, HEYELANIN ETKİLERİ

HEYELAN (TOPRAK KAYMASI)
Heyelan (toprak kayması);
Eğimli yüzeyler üzerinde bulunan malzemenin(taş,toprak)yerçekiminin etkisiyle, eğim yönünde kayarak aşağıya inmesine heyelan denir.
Heyelan Oluşumunda:
1-Kuvvetli Eğim
2-Bol Yağış
3-Tabakaların Yapısı
4-Tabakaların Duruşu etkilidir.
Doğal kaya, zemin, suni dolgu veya bunların bir veya birkaçının bileşiminden oluşan işlev malzemesinin, yerçekimi, jeoloji ve su içeriği gibi doğal ve doğal olmayan diğer faktörlerin etkisi altında eğim yönünde hareketiyle sonuçlanan bir sürece verilen isimdir. Heyelan; çamur akması, moloz akması, kayma, kaya düşmesi ve kaya devrilmesi gibi terimlerin genel tanımlayıcısıdır. İnsanlık tarihi boyunca oluşan heyelanlar bugüne kadar birçok kez büyük can ve mal kayıplarına neden olmuştur. Son derece acımasız olan bu doğa olayını iyi tanıyıp, oluşumlarını önceden tespit edebilmek için yeterli çalışmaları yapmak ve olası bir afetin zararlarını azaltabilmek için gerekli önlemleri almak, insanların başta gelen görevlerinden biri olmalıdır..
Ülkemizde diğer doğal afetler gibi heyelan da önemli bir yer tutmaktadır. Heyelan hemen her yıl ülkemizin pek çok yerinde görülmekte, büyük can ve mal kayıpları olmakla beraber büyük acılar yaşanmaktadır. 2001 yılına kadar Türkiye de 155 kez heyelan meydana gelmiş ve 105 kişi hayatını kaybetmiştir.
Zonguldak başta olmak üzere Giresun, Kastamonu ve Bingöl illeri toprak kayması meydana gelen illerin başında yer alırlar. Son zamanlarda ise Rize, Giresun ve Trabzon illerinde özellikle yağışlar dolayısıyla çok sayıda heyelan oluşmuş, bununla beraber ölü ve yaralı sayısı artmıştır. Türkiye dünyanın kurak,yarı-kurak bölgesinde yer almaktadır. Bu nedenle büyük bir bölümünde yarı kurak iklim görülmektedir. Bu iklimin özelliği; çok yağışsız geçen bir dönemi bol yağışlı bir dönemin izlemesi, ani ve şiddetli yağışların ve ani sıcaklık değişikliklerinin görülmesidir. Bu durum toprak kaymasının oluşması için çok önemli bir etkendir. Yine uzun süreli ve bol yağışın görüldüğü nemli iklime sahip yörelerimiz de, heyelanın çok sık ve yaygın olarak görüldüğü yerlerdir. Ülkemizde heyelan olma ihtimalinin en fazla olduğu bölge Karadeniz bölgesidir. Özellikle orta ve doğu Karadeniz bölümünde çok sık ve etkili heyelan afeti yaşanmaktadır
HEYELANIN TÜRKİYE’DEKİ DURUMU
Son yıllarda meydana gelen afetler göz önüne alındığında heyelanın depremden sonra ikinci sırada yer aldığı görülmektedir buda heyelana karşı gösterilen hassasiyetin arttırılması gerektiğinin en önemli göstergesidir. Türkiye’de 2001 yılına kadar toplam 155 heyelan meydana gelmiştir. Zonguldak’ta 19, Giresun’da 13, Kastamonu’da 9, Bingöl’de de 9 kez heyelan oluşmuştur.
Meydana gelen heyelanların büyük bir bölümü verilerden de anlaşılacağı gibi Karedeniz bölgesinde olmuştur. Son yıllarda Giresun ve Rize de meydana gelen büyük çaplı heyelanlar bunun en büyük göstergesidir. Bunlardan birkaç tanesini örnek verirsek; 24 Haziran 1988 günü, Trabzon’u Gümüşhane’ye bağlayan kara yolunda, Maçka’ya bağlı Çatak Köyünde kuvvetli yağışlara bağlı olarak oluşan heyelanlarda 65 kişi yaşamını yitirmiş, çok büyük ekonomik ve sosyal sorunlar yaşanmıştır. 13 Temmuz 1995 günü Senirkent (Isparta)‘de meydana gelen çamur akıntısı sonrasında 74 kişi hayatını kaybetmiş, yüzlerce işyeri ve binlerce hayvan çamur altında kalmıştır.
Karadeniz Bölgesinde meydana gelen heyelanların fazla olmasının ana nedeni bölgenin sürekli bol yağış altında kalması, arazinin dağlık olması ve yamaçlarda bir çok yerleşim biriminin bulunmasıdır. Ayrıca halkın büyük bir kısmının heyelan konusunda bilinçsiz olması (tabi bu sadece Karadeniz bölgesiyle sınırlı değil ülkemizin birçok yeride bu durumdadır), evlerin dayanıksız ve eski yapılar olması, Bayındırlık ve İskan Müdürlükleri ve belediyelerin yeterli önlemleri almamaları ve halkı bu konuda bilinçlendirmemeleri de heyelanı oluşturan etkenler arasındadır. Türkiye’de birçok ilde heyelan görülmemiştir. Bunun başlıca nedeni jeolojik özellik ve yağışın az olmasıdır. Heyelanın en fazla meydana geldiği ay mart ayıdır. Bunu nisan, ocak, şubat ve mayıs ayları takip eder. Heyelanların %65 i ilkbahar aylarında meydana gelmiştir. Bu aylarda yurdumuzun yağışlı olması ve dağlarda bulunan karların erimesi ana etkenlerdir. Bu mevsimde artan hava sıcaklığına bağlı olarak yamaçtaki örtünün ıslanması heyelana yol açar. Heyelanların %26 sı kış, %5 i ise yaz aylarında meydana gelmektedir. Yaz aylarında heyelanın az olmasının sebebi ise yurdumuzun büyük bir kısmının yağışsız olmasıdır.
HEYELAN SINIFLANDIRILMASI
Çoğunlukla kayma şeklinde olan heyelanlar, bazen de düşme, kayma ve akma hareketleri ile bunların birkaçının birleşimi olarak karışık biçimde olmaktadır. Bu nedenle heyelanları farklı adlar altında ve farklı tiplere ayırarak sınıflandırmak oldukça zordur. Ancak heyelanlar daha etkin olan hareketin tipine göre genel olarak, aşağıdaki şekilde adlandırılmaktadırlar
a. Düşmeler:
Düşmeler, gevşeme veya parçalanma yoluyla, ana kütleden ve zeminden ayrılan bölümlerin ani hereketi olarak tanımlanabilir. Ancak kaya parçaları ile, zemini oluşturan malzemelerin (toprak ve diğer döküntüleri) eğim doğrultusunda hareketi şeklinde görülen bu hareket kaymalardan farklı olarak serbest düşme şeklindedir. Düşme hareketi doğal ve beşeri nedenlere dayanmaktadır.
b. Kaymalar:
Bir yada birkaç yüzey boyunca, kayma direncinin azalmasıyla oluşan heyelanlardır. Doğal olarak kayma sırasında, hareket eden malzemeler birbirleriyle etkileşim halindedirler. Bunun için bu kütleler, belirli ölçüde esas özelliklerine bağlı kalarak bozulmakta, parçalanmakta ve son aşamada akmalara dönüşmektedir.
Düzlemsel Kaymalar:
Bu tip kaymalar genellikle kayan kütlenin jeolojik oluşumuyla ilgilidir. Kayan malzemenin kalınlığı birkaç metre olmasına rağmen, etkiledikleri alan oldukça geniştir. Bu tip heyelanlar hem kaya, hem de kohezyonlu ve kohezyonsuz zeminlerde görülmektedir. Eklemli kayalar, ayrışmaya uğramış yüzey, ana kaya üzerinde geçirimli yamaç örtüsü, taneli zeminler ve şev topuğunun süreksizlik göstermesi kayma ve/veya ayrılma düzlemleri bulunan formasyonlar bu tip kütle hareketlerinin oluşmasına uygun yerlerdir Toprak kaymaları bu tip heyelanlara bir örnektir. Bunlar su ile dolgunlaşan ve kayganlaşan yüzey depolarının veya toprakların, kopma sonucu bulunduğu yamaçlardan aşağılara ve yana doğru kıvamlı bir hamur gibi yer değiştirmesidir. Bunlar yüzeyseldir ve üstteki toprak örtüsünü ve hemen altındaki döküntü örtüsünü ilgilendirmektedir. Bu kaymalar ana kaymalar ile kaba ve ince yüzey malzemelerinin kayması şeklinde olmaktadır.
Dönel Kaymalar:
Kayan malzemenin özelliğinde çok az bir değişmenin olduğu, yada değişmenin hiç görülmediği heyelanlardır. Bunlar en sık görülen heyelan tipidir. Kopma yüzeyleri bir kaşığa benzemektedir. Daha çok yamaç (şev) göçmesi şeklindedir. Kayma sonucunda, hareket eden kütlenin üst kısımları çökerken, alt kısımları yığılma nedeniyle kabarır. Bunun sonucunda üst yüzeylerin geriye doğru olması veya topografik düzensizlik nedeniyle de kaymanın görüldüğü üst kısımlarda yüzey sularının birikmesine bağlı küçük heyelan gölleri oluşabilir. Yamaçların alt kısımlarının akarsular, dağlar veya beşeri etkinlikler sonucu oyulması, göçme şeklindeki bu heyelanların esas nedenidir. Dönel kaymalar daha çok ana kaya ile, ince, kaba yüzey malzemelerinin blok halinde kayması şeklinde görülmektedir. Çoğu zaman dönel kaymanın görüldüğü yerlerde, yamaç topuğundaki malzeme çok ufalandığından, bir toprak veya döküntü akmasına benzer bir görünüm ortaya çıkabilmektedir. Bu oluşum daha çok dolgu yamaçlarda görülmektedir.
c. Akmalar:
Daha çok yamaç döküntüsü, ayrışmış malzemeler, kumlar ve sıkışmamış yüzey formasyonları gibi, gevşek malzemenin ıslak yada kuru zemin üzerindeki yer değiştirmesi, akma hareketi olarak tanımlanmaktadır. Bu tür hareketin esas nedeni; boşluk suyu basıncının doğmasına neden olan ve kayma direncini azaltan sudur. Nitekim akmalar genellikle kuvvetli sağanaklarsırasında veya sonrasında, ortaya çıkmaktadır. Kaynak suları, donmuş zeminlerin ani çözülmesi gibi, diğer bazı etkenler de, yamaç malzemelerinin harekete geçmesine yani bu tip heyelanlara neden olabilmektedir
Zemin Akmaları:
Genel olarak, içinde belli miktarda su bulunduran, kaba ve ince yüzey malzemeleri az eğimli yamaçlarda kayma, çok eğimli yamaçlarda ise akma hareketi göstermektedir. Bu hareketlere toprak sünmesi de denilmektedir. Zemin akmaları genellikle döküntü ve toprak akmaları olarak iki başlık altında incelenmektedir
Döküntü Akmaları:
Hareket eden malzeme yamacın yukarı kısımlarında iri, aşağı
kısımlarında ise daha küçük parçalara ayrılmış durumdadır ve hareket aşağı kısımlarda, yukarı kısımlardakine göre daha yavaştır. Döküntü akmaları şeklindeki heyelanlar, genellikle şiddetli yağışlara veya donmuş zeminin ani çözülmesine bağlı olarak, üzerindeki bitki örtüsünün çeşitli nedenlerle yok olduğu, ama, toprak tabakasının kalın olduğu yamaçlarda görülür. Daha çok çamur akıntıları şeklinde görülen bazı yayınlarda; döküntü akıntılarının tamamı çamur akıntıları olarak adlandırılır, bu heyelanlar çok önemli ekolojik ve çevresel sorunlara neden olmaktadır.
Toprak Akmaları: Çoğunlukla plastik yada çok ince taneli organik malzemelere bağlı olarak oluşur. Yamacın doğal dengesinin, suyla doygunluk ve boşluk suyu basıncının artması sonucu bozulmasıyla ortaya çıkan bu hareketin hızı, yamacın üst kısımlarından aşağı kısımlarına doğru azalmaktadır (Lös akması, kil akması, kum akması vb. ).
ç. Solüflüksiyon:
Soğuk mevsimde donan, sıcak mevsimde çözülen yüzeysel zemin katmanlarının, çok eğimli olmayan geçirimsiz özellikteki kayalardan oluşan ve yamaçlar üzerinde görülen yüzey üzerindeki hareketidir.
d. Kaya düşmesi:
Dağlık alanlarda, dik yamaçlardan kopan iri blokların ve büyük kaya parçalarının, koptukları yerden aşağılara doğru düşmesidir. Genellikle korniş şekilde olan ve altında daha yumuşak dolgular bulunan tabakalarda görülür. Altında gevşek tüfler bulunan bazalt akıntıları
veya killi bir tabaka üzerinde bulunan kalker tabakalarının oluşturduğu kornişler, kaya düşmesi olayının sık görüldüğü yerlerdir. Bunlar özelikle ilkbahar aylarındaki şiddetli donma-çözülme ve güneşlenmenin etkisiyle büyüyerek kayaların parçalanmasına ve yamaç aşağı düşmesine neden olurlar.
e. Çamur Akıntıları:
Su ile doygun hale gelmiş yüzey malzemelerinin, oldukça hızlı bir biçimde eğim doğrultusunda vadileri izleyerek aşağılara doğru akmasıdır. Kurak ve yarı kurak bölgelerde görülen akıntıdır. Akıntılar çamur şeklindedir. Ancak oluşum nedenlerine göre bunların içinde birkaç ton ağırlığında olan kaya parçaları da bulunabilmektedir. Yamaçların dik olması, ıslanınca kayganlaşan formasyonların (özellikle killi) bulunması, sağanak şeklindeki şiddetli yağışlar ve bitki örtüsünün zayıf olması, çamur akıntılarının oluşması ve şiddeti üzerinde doğrudan etkili olan faktörlerdir.
f. Karmaşık heyelanlar:
Doğal olarak, heyelanlar, klimatolojik-meteorolojik ve jeomorfolojik-jeolojik koşullar ve yamacın farklı malzemelerden oluşması nedeniyle hareket sürecinde birden fazla türde görülmektedir. Yani düşme kayma veya akma şeklinde olan heyelan, bir süre sonra aynı anda iki veya üç hareket şeklinde de görülebilmektedir. Böylece heyelanlar, çeşitli aşamalarda değişik hareket tipinde olabilmektedir. Heyelanların çoğu karmaşık türdendir. Zaten bir heyelanın tek ve kesin bir nedene bağlanması hemen hemen imkansızdır. Çünkü, bir çok neden, aynı anda devrededir. Karmaşık heyelanlar daha geniş bir alanı etkilediğinden, diğer heyelanlara göre çevreye daha büyük zararlar vermekte, ekolojik dengenin bozulmasına, büyük boyutta mal ve can kayıplarına neden olmaktadır.
Bazı yayınlarda yukarıda kısaca bilgi verilen düşme, kayma, akma ve karmaşık heyelanlardan başka, yuvarlanma ve yanal yayılma tipi heyelanlardan da söz edilmektedir.
Yuvarlanma tipi hareketler, ana kaya yuvarlanması ile kaba ve ince malzemelerden oluşan toprak yuvarlanmaları şeklinde olmaktadır.
Yanal yayılma heyelan tipinde ise, ana kaya yanal yönde hareket ettiği gibi kaba ve ince malzemelerden oluşan toprakta yanal yönde hareket etmektedir.
HEYELANIN OLUŞUMU
Heyelanlar gerek doğal gerekse suni faktörlerin etkisi altında meydana gelebilirler. Bölgenin jeolojik tarihçesi ve insan aktivitesi sonucu, bölgede meydana gelen değişiklikler şevlerin dayanımının bozulmasına etki eder. Şev stabilitesine etki eden birincil faktör yer çekimi etkisidir. Heyelana uğrayan birimler diğer ana ve tali etkilerin de yardımıyla yerçekimi kuvvetinin etkisi altında hareket ederler. Yerçekimi kuvveti, şev üzerinde gravite kuvveti ile aynı yönde davranış gösterir. Heyelanlar tipik olarak aşırı yağış, ani kar erimeleri, bitki örtüsü tahribatı ve yoğun sismik aktiviteler ile hareketlenir. Heyelanlar tek bir hareket şeklinde meydana gelebildikleri gibi küçük ölçekli birden fazla heyelan aynı anda hareket ederek büyük ölçekte bir hareket meydana getirebilmektedir. Özellikle küçük ölçekli oturmaların meydana getirdiği çatlak sistemleri yağışlı havalarda zeminin suya doygun hale gelmesine yol açmakta, böylece geniş ölçekli bir heyelan kütlesi içerisinde daha küçük ölçekli heyelanlar oluşmaktadır. Su, yamaçta bulunan örtüyü oluşturan elemanlar arasına sızarak, gevşemeye, yumuşamaya yol açar ve bu sayede yamaç örtüsü yamaç aşağı hareket etmek için daha
uygun bir özellik kazanır. Yamaçtaki kütle bünyesinde bulunan sudan daha fazla miktarda su alınca dengede kalamadığından yamaç aşağı hareket eder. Az çatlaklı kalker, andezit, mermer, bazalt gibi ana kayalar ve geçirimsiz killi tabakalar heyelanın etkisini çoğaltmaktadır.
HEYELANIN ETKİLERİ
a. İnsan kaybı : İnsanların yerleşim birimlerinde veya yol güzergahlarında heyelan kütlesi altında kalarak ölmeleri
b. Hayvan kaybı : Hayvanların heyelan kütlesi altında kalarak telef olması.
c. Tarımsal Hasar : Tarla, bağ ve bahçeler ile içlerinde ekili bulunan ağaç ve bitkiler heyelanla sökülerek yamaç aşağı taşınabilir. Bu sırada toprak karıştığı için bitki toprak ilişkileri bozulmakta, otsu bitkilerin toprağa karışmasıyla verimsiz materyallere dönüşmektedir. Bunun sonucunda hem ürünler heyelan kütlesi altında kalır, hem de tarımsal verimsizlik ortaya çıkar.
ç. Toprak kaybı : Heyelanlarla yamaç aşağı kayan kütlenin önemli bir kısmı da topraktır. Tarım topraklarının bu şekilde taşınmış olması, uzun süreli bir tarımsal verim düşüklüğüne yol açar.
d. Mesken hasarları : Yerleşim merkezlerinde olan heyelanlar, meskenlerin kısmen yada tamamen hasara uğramasına neden olur.
e. Ulaşım ve Nakliyenin engellenmesi : Toprak kayması sonucunda karayolları ve demiryollarının kapanmasıyla hem heyelan bölgesine gönderilen yardımlar engellenir, hem de ulaşım ve taşımacılık engellenerek ülke ekonomisi zarara uğrar.
HEYELAN ESNASINDA YAPILMASI GEREKENLER:
a. Kapalı bir odada iseniz ve konuttan dışarı çıkmak için yeterli vaktiniz yok ise onutun en az etkilenebilecek köşesinde (hareketin kaynağından uzak) sağlam eşyalar arasına saklanın. Harekete karşın sabit ve güvenli bir noktaya sıkıca tutunun ve hareket sona erinceye kadar yerinizden kımıldamayın.
b. Açık alanda iseniz, toprak kaymasının meydana geldiği bölgeden acil bir şekilde yukarı kotlara doğru uzaklaşın. Çamur veya moloz akmasından kaçabilecek zamanınız yoksa kalkan görevi yapacak, sağlamlığına güvendiğiniz cisimlerin arkasına saklanın ve mutlak surette başınızın ve vücudunuzun hassas kemiklerini koruyun.
c. Açık alanda heyelanı önceden fark ettiyseniz çevrenizde bulunanlara, bağırarak, var ise düdük çalarak, diğer ses çıkaracak şeyleri kullanarak mutlaka uyarın.
ç. Kapalı bir yerdeyseniz başınızı kollarınızın arasına alın ve dizlerinizi karnınıza çekip (cenin pozisyonunda) bekleyin.
d. Toprak altında kaldıysanız gücünüzü fazla sarf etmeyin, çırpınmayın, çevrenizden sesler duymadıkça bağırmayın (kurtarma ekiplerinin gelip sizi kurtarmasını bekleyin çünkü, gücünüzü sarf ettikçe yaşama şansınız azalır).
e. Kapalı bir alanda (oda, kulübe vb. ) kaldıysanız; çevrenizde elektronik cihazlar var ise (radyo,teyp) açık bırakın (kurtarma ekiplerinde bulunan alıcılar yerinizi tespitte kullanılır). Cep telefonunuz var ise size en yakın birilerini arayıp yardım isteyin.
f. En önemlisi hiçbir zaman kurtarılma umudunuzu yitirmeyin.
HEYELAN SONRASINDA YAPILMASI GEREKENLER
a. İlk önce tehlikeli bölgelerden uzaklaşarak kendinizi güvenceye alın.
b. İletişim hatları zarar görmemiş ise bölgenizde meydana gelen afet olayını en yakın idari birimlere haber verin.
c. Her davranışınız ve yardımınızdan önce mutlaka emniyette olduğunuzdan emin olun. Unutmayın ki orada ilerisi için size de ihtiyaç duyulabilir.
ç. Yakınınızda bulunan elektrik, gaz ve su kaynaklarını hemen kapatın. Çevrenizde gaz kaçağı olmadığından emin olun.
d. Yanıcı maddelerle aydınlatma yapmaya çalışmayın.
e. Çevrenizde yaralı veya yardıma muhtaç kişiler olup olmadığını tespit edin. Eğer bilginiz var ise yardım gelene kadar gerekli ilk müdahaleyi yapın. İkincil bir afet olayı meydana gelmemiş ise (yangın, çamur akması gibi) ciddi bir şekilde yaralanmış kimseleri yerlerinden kımıldatmayın.
f. Parçalanmış, kırılmış su ve doğal gaz iletim hatları ile kopan elektrik kablolarının yerlerini tespit edin mümkünse çevrelerine ikaz edici levhalar yerleştirin. Gelen yardım ekiplerini bu tehlikelere karşı uyarın ve yerlerini bulmaları için yardımcı olun.
g. Telefon ve cep telefonu gibi iletişim cihazlarını asgari seviyede kullanın.
ğ. Tehlike arz eden duvarlar, çatılar ve bacalara karşı çevrenizdekileri uyarın ve bu yapıların etrafında dolaşmayın.
h. Radyo ve televizyon gibi iletişim araçları vasıtasıyla size yapılacak ikazları dinleyin ve titizlikle uygulayın.
ı. Cadde ve sokakları acil yardım araçları için mümkün olduğunca boş bırakın.
i. Hasarlı yapılara eşyalarınızı kurtarmak amacıyla kesinlikle girmeyin.
j. Soğukkanlı olun ve sağlık ekipleri gelene kadar yapabileceğiniz basit ilkyardımları siz yapın.
k. Yapılan yiyecek ve içecek gibi yardımları ihtiyacınız kadar alın. Çevrenizde bulunan birçok kişinin sizinle aynı durumda olduğunu unutmayın.
l. Kurtarma ekiplerine yardımcı olun ve yapılan uyarılara mutlaka uyun
Kaynak: www.englishpage.blogcu.com

CEVAP VER
Lütfen yazınızı giriniz.
Lütfen adınızı buraya giriniz.